Buğra Eskiçınar

10/10
·208 syf.··
2025 13. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 23 Eylül 2025 00:00
Hayatımda ilk kez bir kitabı okurken gözyaşlarına boğulduğum anlar oldu; çünkü ben de çok yakın zamanda annemi kaybettim. Tıpkı yazar gibi adına dahi anmak istemediğim o habis hastalık yüzünden. Georgi Gospodinov, çok sevdiğinizi bir insanı yitirmenin ne demek olduğunu samimi bir şekilde dile getiriyor. Acıyı, hissedilen duyguları dile dökmek zor olsa da zoru başarıyor. Bahçıvan ve Ölüm hissettiklerime tercüman olan, duygusal boşluğumu edebiyatın gücüyle doldurulan bir kitap oldu benim için. Bazen yarama tuz bastı belki bazen de acıma merhem oldu. Hayatın kendisi gibi. Acılar, insanın içinde bir kuyuda saklanır, durdukça da tıpkı kuyu suyu gibi acır da acır. Bu kitap içimdeki acıları boşaltmama eşlik etti bir süre. Anne'yi kaybetmek hiç dinmeyecek bir acı yüklüyor insanın yüreğine. Biliyorum, bir ömür boyu bu yükle yaşayacağım ama en azından bu kitap bana bu yükle yaşarken nasıl kendimden güç alabileceğimi gösterdi.
Bahçıvan ve ÖlümGeorgi Gospodinov · Metis Yayınları · 202514,6bin okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
9/10
·240 syf.··
2025 5. kitabı
·
15 günde okudu
·
Okunma: 11 Şubat 2025 00:00
Peygamberin Şarkısı daha ilk sayfadan son sayfasına kadar distopik bir anlatıma sahip; ancak kitapta anlatılanlar o kadar gerçekçi bir zemine ayak basıyor ki, Peygamberin Şarkısı için sadece bir distopya deyip geçmek bu kitaba haksızlık olur. Zaten 2023 Booker Ödülüne layık görülmesi de bu savımı destekler nitelikte. İrlanda’da yakın zamanda iktidara gelmiş bir partinin çok kısa sürede otoriter ve baskıcı bir yönetim anlayışı benimsemesiyle yaşananların sıradan bir ailedeki etkilerini okuyoruz romanda. Yazar kitaptaki olayları bu ailenin annesi, aynı zamanda bir bilim insanı Ellish Stack’ın gözünden anlatıyor. Ailenin babası Larry Stack, hükümetin baskılarını giderek arttırdığı sıralarda sendikacılık faaliyetlerinin mevcut iktidara karşı tehdit içerdiği şüphesiyle tutuklanıyor ve adeta sırra kadem basıyor. Larry’nin tutuklanmasıyla birlikte Eilish, rejimini giderek artan ve bireysel özgürlüklerin üzerine basa basa yükselen otoritesine karşı çocuklarını korumak, toplum adım adım kaosa sürüklenirken ailesini bir arada tutmak için insanüstü bir mücadele ortaya koyuyor. Roman boyunca Eilish’in çaresizlikten umuda, öfkeden kararlılığa savrulan ruh hâli derinden hissediliyor. Peygamberin Şarkısı anlatım tarzı açısından alışılmadık bir yapıya sahip. Paul Lynch, roman boyunca paragraflar ve tırnak işaretleri kullanmadan uzun, kesintisiz bir anlatım sunuyor. Bu teknik, klostrofobik bir atmosfer oluşturup kitap boyu yaşananların baskısını okura derinlemesine geçmesine neden oluyor. Şunu da belirtmeden geçmek istemiyorum, Ellish’in yer yer zaman algısını yitirip eski güzel günlere dönmesini de ayrı bir sevdim. Paul Lynch, Ellish’in zamanda geriye bakışlarında, baskıcı bir iktidarın günlük yaşamın olağan anlarına bile tıpkı bir kanser hücresi gibi ne denli güçlü tesir edip
Peygamberin ŞarkısıPaul Lynch · Delidolu Kitap · 20241,958 okunma
Puan vermedi·192 syf.··
2025 4. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 27 Ocak 2025 13:00
Yavru Ceylan bana kalırsa oldukça yorucu bir roman. Okurken çok yoruldum. Zaman zaman kurguyu anlamak için çaba sarf ettim. Bunu nedeni sanırım Magda Szabó’nun romanda yazmayı tercih ettiği monolog şeklindeki anlatış biçimi. Bu monologlar ünlü bir Macar aktriste ait. Kah çocukluk anılarına, kah savaş dönemine, kah öğrencilik yıllarına giden parçalı, zaman atlamalı bir anlatım biçimi var Yavru Ceylan’da. Zaman doğrusal akmıyor. Anlatım sanki yüksek ateşten mustarip bir hastanın gördüğü rüyaları gibi. Elbette bu şekilde bir anlatımı biçimci de akıcılık olabilir; ancak Yavru Ceylan çok karmaşık yapıya sahip. Kurgunun bu gelgitli yapısı, dürüst olmak gerekirse romandan beni soğuttu. Kim kimdi, neydi ne oldu derken roman olan odağımı yitirdim, anlatıcı gibi benimde zihnim darmadağın oldu. Bilmiyorum, belki de yazarın istediği şey, tam bu darmadağınıklık hissini okura da verebilmektir. Tüm bu olumsuz yönüne rağmen Yavru Ceylan sınıf çatışmasını dair çok net tespitler de barındırıyor. Bu yönü güçlü bir roman. Romanın anlatıcını olan Eszter yoksul bir düşmüş bir ailede doğmuş, yaşamı boyunca kendi kendini var etmek için çabalamış, çok küçük yaşlardan itibaren bir yetişkin kadar sorumluluk almış bir kız çocuğu olarak yaşadıklarını, hissettiklerini, sahip olamadıklarına sahip olanlara karşı içinde durduramadığı kıskançlığı gerçekçi bir biçimde anlatıyor. İnsan olmadığın getirdiği tüm çelişkileri yaşayan, hırslı ve zaman zaman acımasız ve bencil; yani salt iyi ya da salt kötü değil, gri bir alanda var olan bir karakter Eszter. Tıpkı tüm insanoğlu gibi. Sonuç olarak, Yavru Ceylan, Magda Szabó’nun insan psikolojisine dair derin kavrayışını ve toplumsal eleştirilerini bir araya getirdiği ,hem bireysel hem de toplumsal düzeyde insan doğasını sorgulayan, yoğun ve zaman
2024 Okuma Raporları
Yavru CeylanMagda Szabo · Yapı Kredi Yayınları · 2022679 okunma
Kokusu buraya kadar geldi!
7/10
·392 syf.··
2025 1. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 10 Ocak 2025 00:00
Sanırım bu zaman kadar okuduğum en ilginç kitaptı. Tabii bir o kadar da zor bir kitaptı. Çünkü kitaptaki tüm karakterlerden nefret ettim. Kitap 1900'lü yıllardan 1981 yılına dek, hayvancılık uğraşan bir ailenin dört kuşak boyunca yaşamlarına odaklanıyor, Bundan dolayı romanda karakter sayısı fazla; ancak bütün karakterlerin bir marazı var, hepsinde örtük bir iğrençlik var. Yazar öyle karakterler kurgulayım ki, insana ait ne kadar tuhaflık, kötülük varsa bu ailenin tüm bireylerinde en az biri var olsun demiş sanki. Bu durum kitaptaki karakterler ile bağ kurmayı geçtim, empati kurma olasılığını bilr yok ediyor ki, yazarın amacı tam da bu bana kalırsa. Yazarın bu konuda hakkını vermek gerekiyor. Kitabın en az karakterleri kadar önemli bir unsur var ki onda domuz çiftliği, Yazar endüstriyel hayvan yetiştiriciliğin neden olduğu sıkıntıları, hayvanlara yapıyan eziyeti oldukça gerçekçi ve sert bir üslupla dile getiriyor. Del Amo, kitabın tamamımda duyulara -özellikle koku duyusuna- hitap eden bir betimleme biçimi kullanıyor, Bu durum zaman zaman gerçekten rahatsız edici oluyor. Öyle ki domuz ağılının, gübre çukurunun ve insanların kokusu satırlardan taşıp ta burnuma kadar geldi. İlk cümlesinde son cümlesine kadar pesimist bir yapıya sahip, Emile Zola'nın romanlarını anımsatan ve natüralizm akımına yeni bir pencere açan bir kitap Hayvan Hükümranlığı.
Hayvan HükümranlığıJean Baptiste Del Amo · Can Yayınları · 2016268 okunma
4/10
·296 syf.··
2024 8. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 28 Mart 2024 00:00
Romandaki bütün diyalogların bir tiyatral bir şekilde ilerliyor. Karakterler neredeyse sayfalarca nutuk çekiyor, aşırı devrik konuşuyor. Durmaksızın akan bu tiyatral diyoglar bir yerde insanın içini bayıyor bana kalırsa. Benim sık sık kitaba olan odağım kayboldu. Ayrıca roman aylak, ne yaptığını bilmeyen avare bir başkahraman sahip ve hiçbir gelişme ve ilerleme göstermeyen bu karakteri sürekli okumak da bir yerde beni sıktı. Ara ara güzel pasajlar içerse de bir bütün olarak sevemedim Tanner Kardeşler'i. Edebiyat anlayışıma, roman zevkime hitap etmedi.
Tanner KardeşlerRobert Walser · Can Yayınları · 2024160 okunma