Öte yandan din adamları, halkın tiyatro sevgisinin içten içe yaşadığını gözlemledikleri için, her fırsatta bu sanatı suçlamış, tiyatronun zararlı etkilerine karşı uyarılarda bulunmuşlardır. Ortaçağda tiyatro düşüncesi, tiyatroyu suçlama biçiminde gelişir.
Cicero, sözle ve anlatımla güldürme yollarının neler olduğunu açıklamıştır. Anlatımdan gelen gülme, kelime oyunları, söz ustalıkları, yanlış anlama, şaşırtma ile sağlanır. Düşünceden gelen gülme ise, umutların yanlış çıkması, karikatürleştirme, çirkin ve utanç verici olana benzetme, ironi, uyumsuz birleşim, saf görünme numarası gibi, çeşitli yollarla elde edilir.
Atina demokrasisinin gereksindiği özgür ve sorumlu vatandaşın yetiştirilmesinde, tiyatrodan da görev beklenmiştir. Bu ortamda tiyatro, önce dinsel gösterilerin bir uzantısı olarak, sonra da özgün ve bağımsız bir sanat dalı olarak gelişmiştir.
Yine dolu dolu bir sayı olmuş. Historia 1923 dergisiyle geç tanışmış olmam beni üzdü. İslamin Türk tarihindeki tarihsel yerine ve zamanla evrimleşmesini konu alan bir sayıdır. Cemaleddin Afgani'den Gazzali'ye iki ayrı uçun tarihsel olarak İslam'a dokunuşlarını anlatır. Alimler Cemaati'ni ve Mütefenniler Cemaati'ni kimler oluştuğunu ve neye dayandıklarını tanımlar. Din ve felsefe arasındaki gerginliği ve tarih içinde batının bu sorunu nasıl aşarken İslam'ın hakim olduğu topraklarda bunun aşılamamış olmasını açıklamaya çalışır. İslamın hakim olduğu topraklarda bilimin neden geride kaldığını konu alır. Mehmet Akif Ersoy'un İslami yapısını ve ahlakını anlatır. Dosya dışı konularıyla da dolu dolu bir sayı olmuş.