Özünde bir koalisyon olan RP’de kararların oybirliğiyle alınması, daha doğrusu Erbakan’ın dikte ettiği parti oligarşisinin kararlarının oybirliğiyle onaylanması, kuşkusuz yalnızca Erbakan’ın kimliğiyle açıklanamaz. RP’nin belki de esas sihiri, üyelerini her şeyden önce Refahlı yapmayı becerebilmesidir.
Dışarıdan dinsel bir örgütlenme olarak görülen RP aslında laik olarak adlandırılabilecek bir örgütlenme anlayışına sahiptir. RP, kendisine katılan bireyi, katılış saiki ne olursa olsun, geçmişi ne olursa olsun, hatta geleceği ne olursa olsun her şeyden önce bir Refahlı yapma mekanizmalarına sahiptir ve bu mekanizmalar bireyin partiyle ilişkiye geçtiği andan itibaren çalışmaya başlar.
Diyelim bir Nakşi RP’ye giriyor. Parti yetkilileri, bu kişinin cemaat ilişkilerini hiçbir şekilde sorgulamazlar, hatta onu teşvik ederler, bu arada cemaatinden başkalarını getirmelerini de isterler. Eğer bu kişi RP’ye “laik düzen”e duyduğu öfkeden dolayı geliyorsa, parti yetkilileri bunu da hoş karşılarlar, doğru yere gelmiş olduğunu söylerler. Bu kişi oturduğu yere göre hemen partinin ilgili örgütüne kaydırılır; kendisine sorumluları söylenir, kendisine ufak tefek sorumluluklar verilir. Kendisine, eğer gençse, partinin gençlikle ilgili, işçiyse işçilerle ilgili, vb. alanında da faaliyet göstermesi için imkânlar sunulur.
Zamanla bu kişi tarikat ile parti arasında ikiye bölünür. Başlangıçta dinsel konularla ilgili olarak tarikatına, siyasi konularla ilgili olarak partisine bağlı olarak yaşar. Gücü oranında, cemaati doğrudan RP yolunda tercih yapmaya çağırabilir. Aksi bir durumda, cemaatinin RP aleyhine tavır alması halinde bir müddet bocalar, durumu idare etmeye çalışır ve genellikle nihai kararını partiden yana yapar. Parti ile tarikat arasında ciddi sorunlar doğmadan da birçok RP