Şöyle kartvizitler düşünün: Dupont, ödlek filozof ya da Hıristiyan mülk sahibi ya da zinacı hümanist, istediğinizi seçebilirsiniz. Tam bir cehennem olurdu bu! Evet, cehennem de böyle olmalı: tabelalı caddeler ve insanın kendini ifade etme olanaksızlığı. Bir kere sınıflandırılınca sonsuza dek öyle gider.
Söylemeye gerek yok ama hiçbir zaman rüşvet almadım, kimse için de aracılık yapmaya tenezzül etmedim. İşin dah da az rastlanır yanı, ne kendi tarafıma çekmek için bir gazeteciye ne de dostluğundan yararlanmak için bir devlet görevlisine dalkavukluk etmeye kalkıştım. İki-üç kez Onur Nişanı almaşansına eriştim fakat bunu, benim için gerçek bir ödül olan basiretli bir vakarla reddettim. Son olarak, yoksullardan hiçbir zaman para almadım ve bunu herkese ilan etmedim. Bütün bunlarla övündüğümü sanmayın, aziz bayım. Değerim sıfırdı: Toplumumuzda hırs yerine geçen açgözlülük her zaman güldürmüştür beni. Ben gözümü daha yükseklere dikmiştim; bu deyimin bana tam oturduğunu göreceksiniz.