Herkes bir gün ölür. Ama ölene kadar bir şekilde elli yıl falan yaşamak zorundasındır ve bir sürü şeyi düşünerek elli yıl geçirmek, açık konuşayım, hiçbir şey düşünmeden geçireceğin beş bin yıldan çok daha yorucudur. Sence de öyle değil mi?
Bir mafya kitabından beklenenler içinde mevcuttu. Bolca şiddet ve kan vardı. Kitabı tek yumuşatan şey Mila’nın nazik ve şefkatli karakteriydi. Ronan ile aralarındaki bu büyük fark “zıt kutuplar birbirini çeker” tezini kanıtlar nitelikteydi. Çünkü erkek karakterimiz Ronan acımasız bir mafya lideri. Mila ailesi hakkındaki gerçeği öğrenmek için Baba baskısı altında yaşadığı Maimi’den Moskova’ya kaçıyor. Fakat gerçekten de bilmediği çok şey var. Babasının düşmanı Ronan tarafından alıkonuyor. Bir kadının başına gelebilecek kötü olan her şey geliyor başına ama o yine de ponçik kişiliğinden ödün vermiyor. Hayat bana limon verirse ben de limonata yaparım kıvamında her halini tevazu ile karşılıyor. Ben fevri ve kindar olmamasını çok sevdim. Takdir edilesi bir karakterdi bence. Karakterin izlediği filmlerden, kitaplardan bahsetmesi ve kuzgun şiirinden alıntılar çok ama çok hoş ayrıntılardı. Herkes sevmeyebilir ama ben sevilecek birçok şey buldum kitapta.