İnci Kayar

Vuslat Kumsalda ayaklarıma vuran dalga Denizin üstündeki Martı Sahile vuran şişe içinde minik not Şişeyi alınca elime Kelebekler uçuştu gönlümde Şişe elimde gözlerim ufka bakarken Acaba dedim acaba Olabilir mi !!?? Bu sıcaklık ve kalbimdeki uçuş uçuşlar Sebepsiz olamazdı Nazikçe açtım şişenin kapağını Evet işte onun el yazısı Sıcaklığı aşkı sevdası İçim alev alev yangın yeri diye yazmış yokluğundan diye devam etmiş sonrasında Bir ses deniz dalgası sesi arasında nağmeli Kulagıma ulaşan o kadife ses Sevda kokulu sevgi dolu Az sonra nefesin Ah yıllardır özlemin içimde Yoksun hala sensizim ... Vuslatı beklıyorum Bugün mü desem Yarın mı Tek bildiğim Vuslat çok yakında ...
Edebiyat
Reklam
Bir hüzündür Onun olmadığı anlarda olmak Nefes alıp vermeden yaşamaktır Onun nefesine muhtaç olmaktır Bir acıdır sancı ve iğne batışıdır Derinlere inen etlerini lime lime eden hançerdir yokluğu yüreğin kanamasıdır içten içe derinden derine Bir karanlık boş sokakta titreyen lambanın soğukluğudur onun yokluğu Ellerin üşümesidir bedenin buz kesmesidir Bir fırtınadır onun yokluğu Yavaş yavaş yok oluştur Yüzünü unutmaktır gülüşünü bakışını unutmaktır Sadece sadece sesidir zihinde kalan içini ısıtan Heyhat eller beden üşürken Sadece ses yeter mi ısıtmaya gönlü Susma içinden bağırma artık Seslen çağır dağların srdından Uzaklardayken dahi susma sessiz çığlıklarını salıver Çık yollara aş zorlukları at heybeni omuzuna içine sevgi aşk özlem ve sohbet doldur biraz da suskunluk koy ki onun yerını ses ve bakışın alsın elimi tuttugunda gozlerıme baktıgın anlar gibi hatırla o anı çıkar ayakkabılarını öyle gel ayakların yara olsun hisset ki gönülde bıraktıgın yarayı anla bırak kanasın ayakların kanasın ki ellerimi tutup baktıgın gözlerimin derinliklerindeki kanayan yüreğimin kanını gör Son sözün işte o son sözün misali bunları duymamak için bana gelirken fırtınada yürü ki kulaklarının duymak istemedıklerını fırtına gizlesin İnçi Kayar Mada’LA şiir kitabımdan
Edebiyat
Deprem !!
DEPREM !! Orada mısın dedi bir ses diğeri dediki buradayım evet sesleri birbirlerine tiz geliyordu sesleniyordu orada mısın canımın canı can yongam Anne diyebildi derinden sesinin duyulmasından korkarak anne diyebildi sadece elinde nergiz çiçeğini koklarken Anne diye seslendi o da ama o ses yine orada mısın diyordu duymuyordu sanırım o seslenen onu sesini neden sorup duruyordu orada mısın diye... yatağını altından sadece başını çıkarıp çevresine bakınmaya başladı böyle bir şey göremiyordu neredeydi bütün hepsi evdekilerin tek başına mı kalmıştı yoksa hayır hayır biraz ilerde oyuncak bebeğini gördü ulaşmaya çalıştı ama nafile ayağı hareket etmiyordu o ses yine ona sesleniyordu orada mısın evet diye bağırdı buradayım niye karanlıktı her yer böyle ayakları hareket etmiyordu uykusu mu gelmiş ti ne İşte bir görüntü uzun saçlarıyla bembeyaz elbisesiyle seslenen gelmişti yanına orada mısın diyordu yumuşak bir sesle yanına oturup saçlarını okşamaya başladı gözleri kapanıyordu artık sakın dedi o Ses sakın kapatma gözlerini seni şimdi gelip kurtaracam bekle beni sakın dedi gözlerini aç beraber oynadığımız zamanları düşün yavrum beni düşün ben dışarda seni bekliyor olacağım eline oyuncak bebeğini verip Bir anda kayboldu o güzel bayan ama sesi hala geliyordu orada mısın evet diyordu buradayım uyumadım bebeğim e ninni söylüyorum ben uyumuycam ne olur beni çok bekletme tamam dedi ses ben buradayım korkma sakın ama sakın uyuma ne kadar zaman geçmişti bilemiyordu. Yavaş yavaş bulunduğu yere ışık sızmaya başlamıştı evet dedi o ses uyanıksın değil mi uyumadın evet uyumadım seni bekliyorum ben çok acıktım pasta getirdin mi bana evet şu anda hazırlıyorum sana pastanı canımın canı can yongam sakın uyuma artık yavaş yavaş aydınlanmıştı bulunduğu yer sesler duymaya başladı burada bir canlı
Edebiyat
Reklam