İnci Kayar

Neyla
“ HAYATIMIN DÖNÜM NOKTASI O GECE... Babam gündüzleri eskicilik, hamallık yaparken geceleri ağabeyimi de yanına alıp sabahlara kadar diğer mesleklerini icra ederlerdi. Bir gece evimizin önünde bağırışlar ve feryatlar ile uyandık annemle ikimiz. Son duyduğumuz silah sesiydi bakamadık dışarıya, ardından tüm mahallelinin sesi ve polis aracının siren sesinden dışarının bir anda kalabalık olduğunu anlamıştık. Kapımız çalındı annem ve ben kapıyı açtığımızda iki polis memuru karşımızdaydı. - Hanımefendi rahatsız ettik dışarıdaki kalabalıktan gördüğünüz gibi eşiniz sandığımız kişi maalesef öldürülmüş. Bizimle eşinizi teşhis için dışarıya kadar gelir misiniz? Ben ve annem polisler eşliğinde dışarı çıktık ve evet yerdeki ceset babamdı. Annem hiçbir tepki vermedi sadece sanki kurtulmuş olduğuna dair bir ifade vardı yüzünde ki bu sessizliği polis memurunun sesi bozdu - Hanımefendi yerdeki yatan sizin eşiniz mi? - Evet memur bey eşimdir - Peki oğlunuz evde mi? - Hayır gelmedi henüz eve - Tamam teşekkür ederiz. O geceyi karakolda geçiren annem ve ben sabaha kadar sorguya alındık hiç bilmediğimiz konularla ilgili. Zira o gece iki kişi daha öldürülmüştü. Bu olaylarda babamın ve ağabeyimin de içinde olduğundan şüpheleri dolayısıyla bizi bir süre gözaltında tuttular. Yorgunluktan bitmiş bir halde tutulduğumuz hücrede annemin dizine başımı koyup uykuya geçtikten bir süre sonra sert bir sesle uyandım. Elindeki kilitle hücrenin kapısını açan polis memuru : - Evet evinize gidin artık siz suçsuzsunuz Nereye gidecektik mahallede duracak yüzümüz kalmamıştı. Artık herşeyi herkes öğrenmişlerdi. Karakoldan çıktık karanlıkta nereye gideceğimizi bilmeden meçhule doğru annemle yürümeye başladık. Parka
Sayfa 4 - Artı Farma yayınları·Kitabı okudu
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Pelwaşen
... - Nasıl yani? - Öyle işte komutan bunu da gelip sana haber vermek istedim - iyi yaptın ağam - Onlar seni gördüler mi ? - Yok onlar hızlı hızlı arabaya binerken çevreye hiç bakmıyorlardı. - Nereye gittiklerini gördün mü? - Hayır komutan - Tamam ağam ne ikram edeyim sana - Hiçbir şey komutan ben gideyim - Dur ağam bu dediklerini yazılı ifade olarak almalıyım - Tamam komutan - Oğlum yazıcı gel oğlum buraya - Geldim komutanım - Beşir ağamın söyleyeceklerini hemen yaz ve imza alalım ağamızdan - Tamam komutanım ağam seni dinliyorum sen anlat yazacağım - Tamam oğlum BeĢir ağa bir kez de yazıya geçmesi için olayları anlattı. İfadesi bitince imzasını attı ve komutan Beşir ağayı kapıda uğurladı. Önemli sır Beşir ağayla gitmeyecekti. Zira bu durum büyük bir ayrıntı idi. Yeni hesapların başlangıcı idi. Ama Baz neden karakola bildirmemişti. Üç gün sonra da İşte cenazesindelerdi. Komutan da gelmişti hem üzgün hem de şaşkındı. Akşam taziye evi dolup taşmıştı. Ertesi gün karakolda bulunan komutan odasında Beşir ağanın ifadesini okurken asker içeri girdi - Komutanım sizi bir çocuk görmek ister - Gelsin bakalım o çocuk Çocuk ürkerek girer içeriye ...
Sayfa 94·Kitabı okudu
Dualı Sevdamın Uğurusun Yârim
Basımdadır Fikir ve Telif Hakkı Kanunu kapsamındadır ... “ Yağmurun altında yürüyüş hem ruhunu dinlendirecek hem de yorgunluğunu atacaktı Hazal’ın. Bahçeli evlerinden çıkan Hazal doğruca ormanlık alanın içinden geçerek sahile inecek ve orada ayakkabılarını çıkartarak özgürce koşacaktı kumsal boyunca. Zaman zaman da denizin dalgalarının ayaklarına vuruşunu hissetmeden gözyaşlarını artık dışarıya coşkun bir sel gibi bırakarak. Duygularının neden bu kadar yoğun olduğunu bilemiyordu sadece yapmak istediği yalnız kalmak ve sahil boyunca koşmak ve uzun zamandır içine akıttığı gözyaşlarına artık hakim olmamak ve azad etmekti niyeti. Avazı çıktığı kadar bağıra bağıra ağlayacaktı kimse yoktu çünkü yanında. Ormanlık alandan uzun beyaz elbisesi ve başında papatyalardan yapılmış tacı olduğu halde hızlı adımlarla sahile varmıştı ayakkabılarını çıkartıp koşmaya başladı Hazal. Koştukça daha bir hızlanıyor uçuşan kızıla çalan uzun bukleli saçlarını ıslatan gözyaşlarıyla içindeki yara sanki tedavi oluyordu. Denizden esen meltem eşliğinde uçuşan martıların çığlıklarını duymuyordu. Oysaki Hazal bu sahile her indiğinde iki palmiye ağacına yaptığı hamakta gözlerini kapatarak denizin dalgasını dinler ve martıların çığlıkları ile huzur bulurdu. Bazı zamanlar da ufka bakarak çok uzaklardan gelecek şansının dönmesini sağlayacak Uğur böceğini beklerdi. Aslında kendisi de biliyordu bu beklemenin sadece ütopya olduğunu. Ne kadar koştuğunu bilemedi fakat gözyaşlarıyla ruhu yıkanmış çığlığıyla üstünde duran yük sanki üzerinden kalkmıştı. Nefes nefese ve huzurla kendisini kumların üzerine bıraktı gökyüzüne bakıyordu artık. Yüzüne su damlaları düşmeye başlamıştı. Evet evet gökyüzü de ağlıyordu ona
Adana 1K ekibi “İlesam “ Adana bölge müdürlüğün de başkanımız koordinatörlüğünde edebiyat etkinlikleri düzenleyebiliriz özelden ulaşabilirsiniz
1000Kitap
Güneş topla benim için Günaydın günler Aydın