...yaşam standartları da düşmüştü. Gittikçe daha az konsere, tiyatroya gidiyor, daha az dergiye abone oluyor, daha az kitap ve plak alıyorlardı. Onları oyalayan ve neşelendiren şeylere daha az para harcar olmuşlardı.
Küçükken, annesinin, bu dünyanın kabalığından yıpranarak bir sis gibi yok olacağını düşünüp korkardı. İşte o zaman onun yanına koşar, varlığını, sıcaklığını, önlüğünün kokusunu, sesinin tınısını duyabilmek için ona sıkı sıkı sarılırdı. O zamandan bu yana çok yıllar geçmişti, ama annesine duyduğu o yumuşacık sevgi, hâlâ kendisi için en sağlam dayanaktı.