Rudin, konuşmanın bir insanı ne kadar ileri taşıyabileceğini ama eylem olmadığında her şeyin nasıl yarım kaldığını anlatan bir roman. Rudin’in zekâsı ve konuşma gücü gerçekten etkileyici; özellikle ikili diyaloglarda bunu çok net hissediyorsunuz. İnsan ister istemez ona inanıyor, hatta hayran oluyor.
Ama sayfalar ilerledikçe fark ediyorsunuz ki bu parlak sözlerin arkasında derin bir kararsızlık ve tutunamama hâli var. Turgenyev Rudin’i yargılamıyor, onu olduğu gibi bırakıyor; bu da karakteri daha gerçek ve daha acı kılıyor. Natalya ile olan diyaloglar sadece bir aşk meselesi değil, aynı zamanda fikirle cesaretin çatışması gibi.
Okurken zaman zaman kızdım, zaman zaman kendime yakın buldum. Belki de bu yüzden roman bu kadar etkili. Rudin, bir dönemin aydınının olduğu kadar, bugün hâlâ içimizde yaşayan bir hâlin romanı. Çok sevdim, özellikle diyalogların gücü uzun süre aklımda kalacak. Kesinlikle tavsiye ediyorum. Keyifli okumalar...