Aslında akıl insana bahşedilmiş en muhteşem ama o derecede de yalın bir melekedir. İnsanlar aklın bizi yönlendirdiğini zanneder. Hakikatte ise aklı yönlendiren bir olumlu, bir de olumsuz müteharrik vardır: Gönül ve nefs. Aklımız gönlümüzün önüne düşünce insan kendi yaratılışına uygun şeyler üretir; nefsin önüne düşünce sapkınlık başlar. Bu dengeyi kurma noktasında insana irade gücü verilmiştir.
Bir kerre dokunsan teline sâz-ı derûnun
Bin türlü nevâzişle düzelmez bozulunca*
*Gönül sazının teline hata ile bir kere dokunmaya gör; eğer bozulursa artık bin defa tamire kalkışsan yine düzelmez.
Okumamış, ihmal edilmiş ve mutsuz bir anne, Müslüman halkların yeniden doğuşunu başlatacak ve başarılı bir şekilde devam ettirecek oğul ve kızları büyütemez.
...
Medeniyet kadından, kullanılan veya tapılan bir nesne yarattı ancak bu esnada tek saygıdeğer özelliği olan şahsiyetini aldı. Anneliği ihmal ederek o, kadını temel ve yeri doldurulamaz rolünden yoksun bıraktı.
Dünyadaki her güç ahlâkî güç olarak başlar. Her yenilgi ahlâkî tökezleme olarak başlar. Gerçekleşmesi istenen neyse evvela insanların ruhlarında (nefislerinde) gerçekleşmek zorundadır.