Seferde veya şehirde olsun fark etmez, mahalle mescidinde, çarşıda, yolda, misafirlikte, konferansta, genel bir toplantıda, özel bir mecliste tüm namazları ilk vaktinde kılma hususunda çok titizdi. Namaz vakti girdi mi onu vaktin başlangıcında eda etmek için ne insanı ne de bir şeyi önemserdi.
Bir defasında bir kahvehanenin önünde dururken içerisinin boş boş oturan, vakti lehviyat ve eğlence ile geçiren insanlarla dolu olduğunu görünce buna çok üzüldü ve ahbabından birine dedi ki: Ah! Vaktin satılan bir şey olmasını ne kadar da isterdim! Bunların hepsinden vakitlerini satın alırdım.
Babası ilim ehliydi ve bir gün bir kitabı mütalaa etme ihtiyacı doğmuştu. Eşine kitapların arasından o kitabı getirmesini söyler. Kadıncağız getirmek için gider, ancak kitapların arasındayken doğum sancısı başlar ve çocuğu dünyaya getirir.