Bugün, evinden çıkıp da ekmek almaya markete ya da iki-üç durak ötedeki bir arkadaşını ziyarete eşinin yardımı olmadan gidemeyen, sınıfta bildiği sorulara bile parmak kaldırıp "Ben anlatabilirim." diyemeyen, evlenip çoluk çocuğa karıştığı halde kendisi olamayan, hâlâ annesinin desteğine ihtiyaç hisseden hanımefendi ve beyefendiler mevcut. Bunlar, ne yazık ki cahilliğin cenderesinde un ufak ettiğimiz çocuklarımız. İyi bir eğitimle kökleri derinlere uzanan bir çınara dönüşebilecekken cılız ve gelişememiş birer bitki gibi kalmış psikolojik yapının iç acıtan manzaralarıdır.
Hayatı birilerine tutunmadan yaşayamayacak kadar aciz ve yetersiz yetiştirdiğimiz yavrularımız, bizim gölgemizde kaldıkça boy atıp serpilemiyorlar.