Uykuda olanı uyandırmanın, uyutmaktan çok daha zor olduğu bir dünyada, aldanmayın demenin, aldatmaktan çok daha zor olduğu bir dünyada Kâbe'yi Rabbine bırakıp koyunlarının derdine düşmek akıllı adam işidir.
Şimdi herkes anlaşılmaz bir tepkiyle yıkılmış bir dünyanın konaklı, uşaklı, atlı, arabalı, hırsız ve asalak kibarları tarzında zengin ve müreffeh görünmek istiyor.
Şimdi heyhat, eski "saat"le beraber akşam da tan vakti de bitti. Birçoklarımız için tan vakti artık gecedir ve birçoklarımızı güneş yeni ve acayip bir uykunun ateşlerinden, eller kilitli, ağız çarpılmış, bacaklar bozuk çarşaflara dolaşmış, kıvranırken buluyor. Artık geç uyanıyoruz. Çünkü hayatımıza sokulan yeni ve fena günün eşiğinde çömelmiş kin, arzu, hırs ve haset sürülerinin bizi ateş saçan gözlerle beklediğini biliyoruz. Artık tan vaktini yalnız kümeslerimizdeki dargın ve mağrur horozlara bıraktık. Şimdi Müslüman evindeki saat başka bir âlemin vakitlerini gösterir gibi bizim için gece olan saatleri gündüz ve gündüz olan saatleri gece renginde gösteriyor. Çölde yolunu şaşıranlar gibi biz şimdi zaman içinde kaybolmuş kimseleriz.