İnsan, yani o mikroplu madde yığını, tıpkı bir böcek gibi, dünyaya çırılçıplak gelir ve bir kukla gibi sandukanın içine konup gider; toprağın altında çürür ve o çürümüş kalıntılar da tarlalardaki bitkilere gübre olur.
Tanrı-Sermaye dünyamıza yeni bir ahlak getiriyor; insanlığın özgür olduğu dogmasını vazediyor; şunu biliniz ki, insan kendini satma hakkını elde etmeden özgürlüğüne kavuşamaz.
S.- Öldükten sonra bir ödülün olacak mı peki?
C.- Elbette, hem de en büyüğünden. Öldükten sonra Sermaye artık oturmama ve dinlenmeme izin verecek. Ne soğuktan şikayet edeceğim ondan sonra ne de açlıktan; ne o günün ekmeği için kaygılanacağım ne de bir sonraki günün ekmeği için. Mezarda ebediyen istirahata çekilmenin keyfini süreceğim.
Her türlü boyunduruğa katlanmaya alışmış halklar, çok geçmeden bu boyundurukları arzulamaya başlar ve nihayetinde bütün doğallıkları ve enerjilerini kaybederler. Artık içi boş gölgeler, iradesiz, dirençsiz, güçsüz ve edilgen otomatlar gibidirler.