Paul Lafargue

Paul Lafargue

Yazar
7.6/10
1.056 Kişi
·
3.542
Okunma
·
191
Beğeni
·
4.549
Gösterim
Adı:
Paul Lafargue
Unvan:
Fransız Uyruklu Düşünür ve Eylem Adamı
Doğum:
Santiago, Küba, 15 Ocak 1842
Ölüm:
26 Kasım 1911
Paul Lafargue (15 Ocak 1842-26 Kasım 1911); Fransız uyruklu düşünür ve eylem adamı. Küba'nın Santiago kentinde doğdu. Dokuz yaşındayken ailesiyle birlikte göçtüğü Fransa'da Tıp Akademisi'ne yazıldı. Üniversitede, kralcı hükümete karşı giderek genişleyen gençlik devinimine katıldı. Yine aynı dönemde yoğun bir okuma uğraşına daldı. Hegel'den Feuerbach'a, Fourier'den Comte'a kadar pek çok düşünürün yapıtlarını okumasına karşın, özellikle Proudhon'dan etkilendi.

1865'te Marx'la tanışmasının, üzerindeki Proudhon etkisinin kırılmasında büyük rolü oldu. Marx "yakışıklı, zeki, enerjik ve sportif" bulduğu bu gencin, kızı Laura'yla evlenerek aileye katılmasına da izin verdi.

Siyasal etkinlikleri nedeniyle Akademi'den uzaklaştırılınca, öğrenimini Londra'da tamamladı ve karısı Laura'yla birlikte yeniden Paris'e döndü. Art arda üç çocuğunu da yitirmesi üzerine tıptan soğudu; kendini tümüyle sosyalist düşünce ve eyleme adamaya karar verdi. Fransız Sosyalist Partisi'nin kurucuları arasında yer aldı, işçi devinimlerinin örgütlenmesine yazılarıyla katkıda bulundu.

1911 yılında karısıyla birlikte kendini öldürdü. Yaşlılığın, beden ve zihin güçlerini azar azar kemirdiğini görmek istemeyen Lafargue, yetmiş yaşını aşmamak üzere kendine verdiği sözü tutmuş oluyordu.
Çağımız çalışma asrıymış, öyle diyorlar; aslında acı, sefalet ve çürüme asrı...
Paul Lafargue
Sayfa 9 - İş Bankası Kültür Yayınları
Çalışın işçiler, çalışın, toplumsal zenginliği ve kişisel yoksulluğunuzu artırmak için çalışın! Çalışın, çalışın, daha da fakirleşmek için, çalışmak için daha fazla sebebiniz olması için, sefalete düşmek için çalışın. Kapitalist üretimin acımasız yasası işte budur.
Paul Lafargue
Sayfa 20 - ÇALIŞMANIN KUTSANMASI
51 syf.
Daha önce bilmediğim Lafargue yi bu kitapla tanımak güzel oldu. Kendisi Karl Marxın damadı olur. Aynı zamanda 70 yaşında karısıyla anlaşarak birlikte intihar ederler. Bu eserinde kapitalizme çok sert eleştirisi var. İnsanların günde 12-14 saat köle gibi çalışmasını ve din adamlarının da bunu marifetmiş gibi övmesine karşı çıkar. Kısaca toplumun her kesimi tembellik yapma hakkına sahip olmalı diyor. Bu hakka sadece üst kesim, din adamları ve yöneticilerin sahip olmasını haksız bulur. Üstelik bu düzeni savunan herkesi suçlu bulur...
112 syf.
·Beğendi·8/10 puan
70 yaşından sonra yaşamanın bir anlamı yoktur deyip karısı ile birlikte tam yetmiş yaşında intihar etmiştir.Beni baya derinden etkileyen bir durum olmuştu kendisini araştırdığımda.Kitaba gelirsek ; savunduğu tembellik boş adam aylaklığı değil, iş hayatı dışında insanın kendine ayırabileceği yeterli bir zamanın faydalı şekilde değerlendirilmesi ironisidir.Kapitalizme karşı güçlü bir eleştiri söz konusu.
56 syf.
·3 günde·Beğendi·8/10 puan
Yaşamın tadına varabilmek ve işçiden en yüksek verimi alabilmek ancak varolan tembellik hakkının kullanılmasıyla mümkündür düşüncesi kitabın ana düşüncesini oluşturuyor. Kapitalizmin aslında hayatlarımızı ne derece değiştirdiğini,tembellik hakkından kasıt aslında insanların köle gibi çalıştırıldıklarını ve çalışma düşüncesinin onlara çok mantıklıymış gibi hatta daha çok çalış daha çok kazan diye bir hırsa bürünme duygusunu aşıladıklarını anlatan harika bir kitap.

Yapılan eleştiriler bence gayet naif ve olması gerektiği gibiydi. Gelişme, kalkınma adı altında insanların nasıl kandırıldığını, çok fazla çalışmanın ne yazık ki alt sınıflar adına hiçbir şeyi değiştirmediğini, asıl meyveyi yiyenlerin kimler olduğunu ve bunun büyük bir sömürü olduğunu, düşünen ve sorgulayan her insan zaten farkındadır. Kitap sanıldığı gibi tembelliği savunmuyor. Tembellik hakkından bahsedilirken vurgulanmak istenen asıl konu işçinin dinlenme hakkıdır. Kapitalizme karşı yazılmış güzel bir eser. Kısa ve öz. Okumanızı tavsiye ederim.
Huzurlu Günler... :)
112 syf.
·3 günde·8/10 puan
Günde 12-14 saat çalışarak insanın bedenen ve ruhen kendini tüketmesine karşı çıkan, 3 saat sevdiğiniz bir işte çalışarak çok daha kaliteli şeyler ortaya koyabileceğinizi ve daha üretken olabileceğinizi anlatan bir eser. Bence haklı mı, haklı. Kişilerin daha insanî şartlar altında çalışmalarını, işçilerin tatil ve dinlenme haklarını savunması yönünden kapitalist düzene aykırı bir yazı. Fazla sosyalist ama fazla da doğru fikirler içermekte. Herkese iyi okumalar diliyorum.
80 syf.
·2 günde
Kitapta sanayi devrimi ile ortaya çıkan işçi sınıfının ve işçi sınıfının üstünden keyif çatan soylu sınıfın birbirleri üzerindeki etkisinden bahsediliyor. İşçi sınıfı neden bu kadar saftı? Çok çalışmak sadece ömürlerini daha da kısaltıyordu.
60 syf.
·5 günde·7/10 puan
26 Kasım 1911 - Yazar eşi ile intihar ettikten sonra, geride bıraktığı mektubun ilk cümlesi:
“Bedence ve ruhça sapasağlam, yaşama zevk ve sevinçlerini birer birer elimden alan, beden ve kafa güçlerimi koparıp götüren acımasız yaşlılık, enerjimi felce uğratıp istemimi söndürmeden ve beni gerek kendime, gerek başkalarına yük olacak duruma düşürmeden, canıma kıyıyorum.”
Paul Lafargue
112 syf.
·2 günde·8/10 puan
Orijinal adı le droit a la paresse olan paul lafargue denemesi...

Tembellik Hakki kapitalist düzenin kiyasiya elestirisi devrimci yazinin basyapiti sosyalizmin klasigi niteligiyle Komünist Manifesto'dan sonra tüm Avrupa dillerine en çok çevrilmis olma onurunu tasiyor

1880'de Egalité dergisinde bölüm bölüm yayimlanan sonra da 1883 te kitaplasan bu saldiri yapiti 1905-1907 arasinda Çarlik Rusyasinda 17 baski yapmis ve Lenin e bakilirsa 1917 Ekim Devriminin kotarilmasinda büyük etkisi olmustur

Fransa da sosyalist düsünce ve eylemin önderlerinden biri olan Paul Lafargue Marxin damadi olarakta bilinir

Paul Lafargue neden tembelligi savunma geregi duymus ?
1848 de çalisma saati Paris için günde 10, tasra için 11 saat.
Yasama Meclisi 1848 de fabrika ve yapimevlerinde toplu çalisma saatini 12 olarak
sonralari bu 17 saate kadar çikacakti.

Komünizm zihniyetini benimsememiş bir kişinin bunu okuması zor
kitabı okuyan kişi '' vay be gerçekten haklıymış , yazar ...'' der

beğendiğim gönderiler
#26194739

#26195264


iyi okumalar =))
112 syf.
"Nasıl haklı tembel oluruz?, tembel olalım çalışmayalım, pijamalarımızın üstüne çoraplarımızı çekelim, koltuğun bir yanına bir bacağımızı, diğer yanına öbür bacağımızı atalım. Ağzımızı da ayran çuvalı gibi açalım."ın kitabı değildir. Eser adına göre yapılan yorumlara bakmayınız diyerekten...

Eser, kapitalizme bir baş kaldırıdır; insan hakları başlığı altında insanların sömürülmesine eleştiren; bence sadece sosyalizmin klasiklerinden değil her insanın okuması gereken bir klâsiktir.

Eserin içeriğinden evvel yazarı sevdiğimi belirtmek isterim. Önceden tanıdığım bildiğim bir adam olduğundan değil.
Söyledikleriyle eylemleri uyuşan adamları seviyorum. Şöyle ki: Soy kütüğünde melezinden, kızılderilisine, yahudisine, hıristiyanına Meksikalı görünse de asıl dede memleketi Fransa olan biri. Ancak lafını haksız olan kimseden esirgememiş dindaşım, memleketim, bu yasa çıkaran, bu hükümet dememiş. Ben yiğidi öldürürüm hakkını yemem; deveye de akrabam diye boynun dümdüz demem dümdüz sayarım demiş. En sonunda da kendine verdiği sözü tutarak yaşlılığın enerjisini ele geçirmesini, millete minnet eden hale düşmemek için 70 yaşında önce karısını sonra kendini öldürmüştür.
Hıı bir de bilmeyenlere Marx'ın damadıdır kendileri.

Haksız yönetime karşı ve Tembellik Hakkı diye iki bölümden oluşmakta. İlk bölüm hükümetleri eleştirir çok şey yazabilirim ancak spoilerdan ötürü kendimi tutuyorum. İkinci bölüm tembellik hakkı. Bu da işverenlere, yasa koyuculara eleştiridir. Şöyle ki 15 saat çalışıp izin kullanmayan bir işçinin kazandığı para ne içindir? Şu ahir dünyada yatacağı kalkcağı ev ve karın tokluğu için mi? Bir gün dahi ağız tadıyla dinlenemedikten sonra, yarı uykulu olmadan höpürdete höpürdete çayını içmedikten sonra bana devlet çalışma hakkı çıkarmış sonra da emekli yapacakmış. Bana devlet Fransız ihtilaliyle insan hakları tanımış, kölelikten kurtarmış. Köle olarak 9 saatte çalışıp aldığım parayı 15 saatte fabrikada çalışmam karşılığı vermiş. Lafargue de bak hele bu çalışma hakkıysa kölelik daha modernmiş bizim dinlenmemiz tembellik ise onu istiyorumu demeye getirmiş. Tabi makineleşmenin gerekliliğini de savunmuş. Bu husus duruma; zamana çağa bağlı...

Tavsiye konusuna gelirsek siyaseti, ekonomik ve sosyal haklarla ilgili bu kadar yalın ve akıcı bir kitaba denk gelemezsiniz. Vedat Günyol da çevirinin hakkını vermiş.

Yazarın biyografisi

Adı:
Paul Lafargue
Unvan:
Fransız Uyruklu Düşünür ve Eylem Adamı
Doğum:
Santiago, Küba, 15 Ocak 1842
Ölüm:
26 Kasım 1911
Paul Lafargue (15 Ocak 1842-26 Kasım 1911); Fransız uyruklu düşünür ve eylem adamı. Küba'nın Santiago kentinde doğdu. Dokuz yaşındayken ailesiyle birlikte göçtüğü Fransa'da Tıp Akademisi'ne yazıldı. Üniversitede, kralcı hükümete karşı giderek genişleyen gençlik devinimine katıldı. Yine aynı dönemde yoğun bir okuma uğraşına daldı. Hegel'den Feuerbach'a, Fourier'den Comte'a kadar pek çok düşünürün yapıtlarını okumasına karşın, özellikle Proudhon'dan etkilendi.

1865'te Marx'la tanışmasının, üzerindeki Proudhon etkisinin kırılmasında büyük rolü oldu. Marx "yakışıklı, zeki, enerjik ve sportif" bulduğu bu gencin, kızı Laura'yla evlenerek aileye katılmasına da izin verdi.

Siyasal etkinlikleri nedeniyle Akademi'den uzaklaştırılınca, öğrenimini Londra'da tamamladı ve karısı Laura'yla birlikte yeniden Paris'e döndü. Art arda üç çocuğunu da yitirmesi üzerine tıptan soğudu; kendini tümüyle sosyalist düşünce ve eyleme adamaya karar verdi. Fransız Sosyalist Partisi'nin kurucuları arasında yer aldı, işçi devinimlerinin örgütlenmesine yazılarıyla katkıda bulundu.

1911 yılında karısıyla birlikte kendini öldürdü. Yaşlılığın, beden ve zihin güçlerini azar azar kemirdiğini görmek istemeyen Lafargue, yetmiş yaşını aşmamak üzere kendine verdiği sözü tutmuş oluyordu.

Yazar istatistikleri

  • 191 okur beğendi.
  • 3.542 okur okudu.
  • 70 okur okuyor.
  • 1.641 okur okuyacak.
  • 29 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları