Paul Lafargue

Paul Lafargue

Yazar
7.6/10
537 Kişi
·
1.854
Okunma
·
132
Beğeni
·
3325
Gösterim
Adı:
Paul Lafargue
Unvan:
Fransız Uyruklu Düşünür ve Eylem Adamı
Doğum:
Santiago, Küba, 15 Ocak 1842
Ölüm:
26 Kasım 1911
Paul Lafargue (15 Ocak 1842-26 Kasım 1911); Fransız uyruklu düşünür ve eylem adamı. Küba'nın Santiago kentinde doğdu. Dokuz yaşındayken ailesiyle birlikte göçtüğü Fransa'da Tıp Akademisi'ne yazıldı. Üniversitede, kralcı hükümete karşı giderek genişleyen gençlik devinimine katıldı. Yine aynı dönemde yoğun bir okuma uğraşına daldı. Hegel'den Feuerbach'a, Fourier'den Comte'a kadar pek çok düşünürün yapıtlarını okumasına karşın, özellikle Proudhon'dan etkilendi.

1865'te Marx'la tanışmasının, üzerindeki Proudhon etkisinin kırılmasında büyük rolü oldu. Marx "yakışıklı, zeki, enerjik ve sportif" bulduğu bu gencin, kızı Laura'yla evlenerek aileye katılmasına da izin verdi.

Siyasal etkinlikleri nedeniyle Akademi'den uzaklaştırılınca, öğrenimini Londra'da tamamladı ve karısı Laura'yla birlikte yeniden Paris'e döndü. Art arda üç çocuğunu da yitirmesi üzerine tıptan soğudu; kendini tümüyle sosyalist düşünce ve eyleme adamaya karar verdi. Fransız Sosyalist Partisi'nin kurucuları arasında yer aldı, işçi devinimlerinin örgütlenmesine yazılarıyla katkıda bulundu.

1911 yılında karısıyla birlikte kendini öldürdü. Yaşlılığın, beden ve zihin güçlerini azar azar kemirdiğini görmek istemeyen Lafargue, yetmiş yaşını aşmamak üzere kendine verdiği sözü tutmuş oluyordu.
"Toplumsal zenginliği ve bireysel sefaletinizi büyütmek için çalışınız, çalışınız proleterler... Daha da yoksullaşın ki çalışmak ve sefil olmak için daha fazla sebebiniz olsun."
Paul Lafargue
Sayfa 25 - İthaki Yayınları Ekim 2018 2. Baskı
Çalışın, çalışın, proleterler, toplumsal serveti büyütmek ve bireysel sefaletinizi arttırmak için çalışın; çalışın ki, daha da yoksullaşarak, çalışmak ve sefil düşmek için daha fazla gerekçeniz olsun.
Paul Lafargue
Sayfa 24 - kırmızı kedi
"Çalışın, çalışın işçiler, toplumsal serveti ve kendi yoksulluğunuzu artırmak için çalışın. Çalışın ki, daha da yoksullaşarak daha çok çalışmak ve yoksullaşmak için birtakım nedenleriniz olsun."

Kapitalist üretimin acımasız yasası budur işte.
"Çalışınız, gece ve gündüz çalışınız; çalışarak sefaletinizi artıracaksınız ve sefaletiniz bizleri, sizi yasaların gücüyle işe koşmaktan muaf tutacak."
Paul Lafargue
Sayfa 25 - İthaki Yayınları Ekim 2018 2. Baskı
112 syf.
·Beğendi·8/10
70 yaşından sonra yaşamanın bir anlamı yoktur deyip karısı ile birlikte tam yetmiş yaşında intihar etmiştir.Beni baya derinden etkileyen bir durum olmuştu kendisini araştırdığımda.Kitaba gelirsek ; savunduğu tembellik boş adam aylaklığı değil, iş hayatı dışında insanın kendine ayırabileceği yeterli bir zamanın faydalı şekilde değerlendirilmesi ironisidir.Kapitalizme karşı güçlü bir eleştiri söz konusu.
112 syf.
·3 günde·8/10
Günde 12-14 saat çalışarak insanın bedenen ve ruhen kendini tüketmesine karşı çıkan, 3 saat sevdiğiniz bir işte çalışarak çok daha kaliteli şeyler ortaya koyabileceğinizi ve daha üretken olabileceğinizi anlatan bir eser. Bence haklı mı, haklı. Kişilerin daha insanî şartlar altında çalışmalarını, işçilerin tatil ve dinlenme haklarını savunması yönünden kapitalist düzene aykırı bir yazı. Fazla sosyalist ama fazla da doğru fikirler içermekte. Herkese iyi okumalar diliyorum.
112 syf.
·2 günde·8/10
Orijinal adı le droit a la paresse olan paul lafargue denemesi...

Tembellik Hakki kapitalist düzenin kiyasiya elestirisi devrimci yazinin basyapiti sosyalizmin klasigi niteligiyle Komünist Manifesto'dan sonra tüm Avrupa dillerine en çok çevrilmis olma onurunu tasiyor

1880'de Egalité dergisinde bölüm bölüm yayimlanan sonra da 1883 te kitaplasan bu saldiri yapiti 1905-1907 arasinda Çarlik Rusyasinda 17 baski yapmis ve Lenin e bakilirsa 1917 Ekim Devriminin kotarilmasinda büyük etkisi olmustur

Fransa da sosyalist düsünce ve eylemin önderlerinden biri olan Paul Lafargue Marxin damadi olarakta bilinir

Paul Lafargue neden tembelligi savunma geregi duymus ?
1848 de çalisma saati Paris için günde 10, tasra için 11 saat.
Yasama Meclisi 1848 de fabrika ve yapimevlerinde toplu çalisma saatini 12 olarak
sonralari bu 17 saate kadar çikacakti.

Komünizm zihniyetini benimsememiş bir kişinin bunu okuması zor
kitabı okuyan kişi '' vay be gerçekten haklıymış , yazar ...'' der

beğendiğim gönderiler
#26194739

#26195264


iyi okumalar =))
52 syf.
·Beğendi·Puan vermedi
Kitapta da yer alan, Lessing' e ait olan cümle ile başlayalım incelemeye: "Tembellik edelim her konuda; sevmek, içki içmek, bir de tembellik etmek hariç."

Bu dünya zevkleri geçicidir diyen dini otorite karşısında " Tüketimi, kendini gerçekleştirmeyi, birey olabilmeyi" savunan liberal iktisadın bir çıkmazı var: Günde 12 saat boyunca çalıştırılan işçinin dünyevi zevkleri gerçekleştirebileceği, yaratıcı zevklerinin peşinden gidebileceği zamanı onun elinden alması, gülüp oynamak için en verimli çağlarında olan çocukları fabrikalara hapsetmesi... Çünkü Antik Yunan döneminde efendilerine hizmet etmek için kölelerin yaptığı çalışma eylemini şimdi patronu zengin olsun diye yapan modern köleleriz. Ne de çabuk alıştık önceden güzel sayılan dinlenme ve tembellik olgusunun yerini sadece çalışma fikrinin almasına...Cherbluiz'in dediği gibi:" Emekçiler, üretici sermayelerin birikimine katkıda bulunarak, ücretlerinin bir kısmını er ya da geç ellerinden alacak olaya katkıda bulunurlar."

Makineler seri üretim yaptıkça insana daha çok boş vakit kalması gerekirken insan makineyle yarışmak için daha çok çalışır diyor kitabın yazarı Laufarge. Zaten çalışmayanları, suçluları, çalışmadan para kazananları çıkarırsak çok az kişi kalıyor ve herkes çalışsa 3 saat bile yeter diyor. Kısacası iş, çalışma hakkı ve üretim değil daha fazla boş zaman diye talepte bulunmayı çıkış yolu görüyor. Her yönüyle muazzam kitap. Okuyun.
85 syf.
·Beğendi·Puan vermedi
Bu kitap Aylaklığa Övgü okunduktan sonra okunmalı diye düşünüyorum. Kapitalist sistemde çalışma sistemini, boş zaman kavramını önce Aylaklığa Övgü kitabında okuyalım.
Daha sonra isterseniz 3. Kitap olarak Sanayi Toplumu ve Geleceği kitabını okuyup bambaşka bir boş zaman kavramı analizi görebilirsiniz.

Kapitalizmin temeli nedir ve işçilerin görevi nedir? Marx’ın öngörüsü neden tutmadı da devrim Fransa’da oldu?
İş veren üretimi ister, çok üretim olsun ister 14-16 saat olsun ister ama tüketecek birini de ister. Yapay ihtiyaçlarla tüketim kültürü oluşturmaya başlar ama işçi işine sarılmış ve var ettiği pamuktan elbiselere dokunmaz. Belki yabancılaşma budur?
Manchester neden sanayide önemliydi işçisi nasıldı?
Bugün işçi nasıl?
Weber Protestan Ahlakı ve Kapitalizmin Ruhu’nda kapitalizmin doğuşunu çok güzel anlatmıştır. Ona da bakın ama kısaca özetlersem; Tanrı’ya yakın olmak için çalışılırdı. ‘tembellik yok’. Bu çalışkanlık ihtiyaç fazlası ürün çıkardı ortaya. Sonra? Hoş geldin kapitalizm! (ne güzel özet dimi? Siz de Yapın şöyle 2 kelimelik oh)

Benim önerim bu sırayla okumanızdır. Ağır kitaplar değildir ama kapitalist sistem hakkında merakınız ve az da olsa süreç hakkında bilginiz yoksa sıkılabilirsiniz.
Şimdiden keyifli okumalar Sanayi Toplumu ve Geleceği
67 syf.
·2 günde·Beğendi
Tembellik Hakkı bölümleri Önsöz , Felaket Bir Dogma , Çalışmanın Kutsanması , Aşırı Üretimin Sonuçları , Yeni Besteye Yeni Güfte ve Ek olarak 6 bölümden oluşuyor.
Lafargue anlatısında toplumu zenginleştirmek için çalışmanın eleştirisini yapıyor. Aslında savunduğu ve övdüğü şey tembellik etmek değil, gereksiz ve fazla çalışmanın önüne geçmek. Günlük on iki hatta on dört saati bulan çalışma sürelerimiz ne kadar verimli ? Aynı işi on saatte de tamamlayabiliyorsak eğer ( ki bu İngilizler tarafından kanıtlanmış ve kendileri çalışma sürelerini kısaltmalarına rağmen hala dünyanın birinci sanayi ulusu) neden günde on dört saat çalışıyoruz. Teknolojinin gelişimiyle üretilen makinelerin insan gücünün yerini alarak işçilerin çalışma sürelerini kısaltması gerekirken işçi kesimi adeta makinelerle rekabete girerek onları geçmeye çabalıyor.
'İyi bir işçi kadın, iğle dakikada beş ilmik atarken, bazı değirmi dokuma tezgâhları aynı süre içinde otuz bin ilmik atmaktadır. Bu durumda, makinenin her dakikası, işçi kadının yüz saatlik çalışmasına denktir; yahut, makinenin çalıştığı her dakika işçi kadına on gün dinlenme sağlamaktadır. Dokuma sanayisi için doğru olan şey, modern mekaniğin yenilediği aşağı yukarı bütün sanayiler için de doğrudur. Ama ne görüyoruz? Makine mükemmelleştikçe ve insanın çalışmasını giderek büyüyen bir sürat ve kesinlikle yere serdikçe, işçi, dinlenme süresini aynı ölçüde uzatmak yerine, sanki makineyle rekabet etmek istiyormuş gibi, daha büyük coşkuyla çalışıyor. Ey saçma ve cani rekabet!'
Ülke refahı için çalışan işçiler, tüketmeyi bilmiyor, kendi ürettiklerini dahi tüketemiyor. Ülke zengin ancak halkı fakir. Aşırı üretimin en olumsuz sonucu olarak hayatlarımız aynı eksen etrafında dönüyor ve biz sevdiğimiz şey uğruna çalışmak yerine bizi makinelerle yarışmak zorunda bırakan bir sistemin köleleri olarak yavaş yavaş yok oluyoruz.
" Çalışma yöntemlerinde devrim genellikle el emeğinin koşullarına göre yapılır. El emeği düşük fiyata hizmet sağladığı sürece israf edilir; hizmetleri pahalılaştığında ise uzak durulur. "
60 syf.
·5 günde·Beğendi·6/10
Tembellik hakkı kitabı, bize tembelliğin hakkımız oldugunu asıl yanlış olanın acımasız ve uzun çalışma saatleri, kölelik sistemi ve işverenlerin tutumu olduğunu söylüyor. Ayrıca biz işgörenleri de iş dilenmek ile suçluyor. Aslında asıl değinilmek istenen nokta insanların daha kısa sürede bitecek işler için uzun saatler çalışmaya mahkum bırakılmaları. Oysa bunun yerine işleri kısa sürede bitirip dinlenelim diyor yazarımız. Prolöteryayı ve kapitalizmi ciddi anlamda eleştirip makina çağının bizim kurtarıcımız olduğunu savunuyor. Yer yer kendimce katılmadığım noktalar oldu açıkcası. Ayrıca yazarımız Karl Marx' ın damadı ve yazar eşi ile birlikte bu sistemin döndüğü dünyada daha fazla yaşayamayacağını düşünerek intihar ediyorlar. Yer yer Dinle küçük adam kitabını hatırlattı bana. Oldukca kısa bir kitap ben tezim için okumuştum bir şans vermeye değer.
112 syf.
·2 günde
Kitabın yazarının Karl Marx'ın damadı olduğunu okurken öğrenmiş oldum.

Paul Lafargue'den okuduğum ilk kitap. Yazarı bu kitap ile tanıdığım için mutluyum. Kitap, diğer eserleri okumam için bir kapı oldu. Fransız kapitalizmi ve dönemin çalışma koşullarını yererek anlatan mükemmel bir eserdi. Dili gayet sade ve anlaşılırdı. Okurken bir zorluk çekmeyeceğinizi garanti ederim. Bana çok şey kattığını düşünüyorum. Birçok bilgiyi de içinde barındıran, kısa zamanda severek okuyacağınız bir eserdir.

Yazarın biyografisi

Adı:
Paul Lafargue
Unvan:
Fransız Uyruklu Düşünür ve Eylem Adamı
Doğum:
Santiago, Küba, 15 Ocak 1842
Ölüm:
26 Kasım 1911
Paul Lafargue (15 Ocak 1842-26 Kasım 1911); Fransız uyruklu düşünür ve eylem adamı. Küba'nın Santiago kentinde doğdu. Dokuz yaşındayken ailesiyle birlikte göçtüğü Fransa'da Tıp Akademisi'ne yazıldı. Üniversitede, kralcı hükümete karşı giderek genişleyen gençlik devinimine katıldı. Yine aynı dönemde yoğun bir okuma uğraşına daldı. Hegel'den Feuerbach'a, Fourier'den Comte'a kadar pek çok düşünürün yapıtlarını okumasına karşın, özellikle Proudhon'dan etkilendi.

1865'te Marx'la tanışmasının, üzerindeki Proudhon etkisinin kırılmasında büyük rolü oldu. Marx "yakışıklı, zeki, enerjik ve sportif" bulduğu bu gencin, kızı Laura'yla evlenerek aileye katılmasına da izin verdi.

Siyasal etkinlikleri nedeniyle Akademi'den uzaklaştırılınca, öğrenimini Londra'da tamamladı ve karısı Laura'yla birlikte yeniden Paris'e döndü. Art arda üç çocuğunu da yitirmesi üzerine tıptan soğudu; kendini tümüyle sosyalist düşünce ve eyleme adamaya karar verdi. Fransız Sosyalist Partisi'nin kurucuları arasında yer aldı, işçi devinimlerinin örgütlenmesine yazılarıyla katkıda bulundu.

1911 yılında karısıyla birlikte kendini öldürdü. Yaşlılığın, beden ve zihin güçlerini azar azar kemirdiğini görmek istemeyen Lafargue, yetmiş yaşını aşmamak üzere kendine verdiği sözü tutmuş oluyordu.

Yazar istatistikleri

  • 132 okur beğendi.
  • 1.854 okur okudu.
  • 49 okur okuyor.
  • 1.044 okur okuyacak.
  • 15 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları