Sanki güz ortasında bir ağacın dört bir yanından yapraklar dökülüyordu da, ağaç bunun farkına varmıyordu; ağacın üzerinden yağmur aşağılara süzülüyor, güneş ya da ayaz üzerinden gelip geçiyor, yaşam yavaş yavaş gerileyerek ağacın en iç kısmında alabildiğine dar bir bölgeye sıkışıyordu. Ama ağaç ölmüyor, ağaç bekliyordu.
Her defasında gözlerimi diker, hiç ama hiç ayırmadan gözlerinin içine bakarım. Böyle bir şeye dayanabilecek hemen hemen hiç kimse yoktur, herkes tedirginlik duyar bundan. Diyelim, bir kimseden bir şey elde etmek istiyorsun, ansızın büyük bir ısrarla gözlerinin içine diktin gözlerini ve o bundan hiç tedirginlik duymadı, o zaman vazgeç bu işten! Kendisinden asla bir şey elde edemezsin, asla!
Tüm sevdiklerimizin bizi terk ettiğini görüp ansızın çevremizde evrenin yalnızlığını ve ölümcül soğukluğunu hissederiz, çocukluğumuz çürüyüp dökülür, çöker, yıkılır yavaş yavaş.