Machiavelli'nin bu eseri aslında nasıl yönetilmesi gerektiğini anlattığı kadar, insanlara nasıl yönetildiklerini de anlatmaktadır. Ve bu sebeptendir ki her dönemde düşünceleri ile "diri" kalmayı başarabilmiştir. Konusu bakımından oldukça zengin ve her cümlesi üzerinde düşünülmesi gereken bir eserdir. Machiavelli bu kitabında prensliklerin nasıl yönetileceği ve elde tutulacağı konusunu tartışmaya açmış ve başlıklar halinde ele alarak aktarmıştır.
Machiavelli, başlıklar altında bir prensin nasıl olması gerektiği üzerinde dururken aynı zamanda halklarında bu prensi nasıl kabul göreceği konusunda da bir takım yollar göstermektedir. Soydangelme prenslikleri elde tutmanın ve yönetmenin, yenilerine göre daha kolay olduğundan bahsetmiştir. Bunun sebebini de atadan kalma düzeni bozmamaya bağlamıştır. Şöyle ki, insanın alışkanlıklarından ibaret olduğu varsayımından yola çıkarsak eğer; halk var olan düzene alışmış ve bu düzenin bozulması ile küçücük bir refaha sahip olsalar bile bu refahında ellerinden gitmesinden korkmuştur. Prensin ise tebaasına karşı fazla şiddetli ve sert davranmaması sonucunda soydangelme prensliklerde prense karşı herhangi bir ayaklanma çıkmayacağını belirtmiştir. Küçük bir ihtimal dahi olsa da prense karşı çıkabilecek olan herhangi bir ayaklanmanın, gücünü istikrarlı ve kesintisiz bir biçimde devam ettirememesi durumunda, bastırılması fazla bir zaman almayacaktır. Machiavelli'ye göre yönetme ve elde tutma konusundaki asıl zorluk yeni bir prenslikte kendini gösterecektir. Özellikle prenslik tamamen yeni değilde bir başkasının parçası gibi ise (bu duruma karma prenslik adını verir) orada meydana gelecek olan değişikliklerin tüm yeni prensliklere özgü doğal bir güçlükten doğacağını savunmaktadır. Şöyle ki: İnsanın doğasında var olan, her zaman daha iyisini