“J.J. Rousseau' ya göre bu kitap bir "yergi" dir. "Krallara ders verilme bahanesiyle, halka nasıl yönetildiklerini öğreten " bu cumhuriyetçinin amacı halkı zulmün boyunduruğundan kurtarmak için, kurnazca uyandırmaya çalışmaktır. Bacan ise "Machiavelli' nin amacı devleti yönetenlerin yapmaya adet edindikleri şeyleri
göstermektir. Bunların ne yapmaları gerektiğini öğretmek değildir" der. Prens "iktidara gelmenin, iktidarda tutunmanın ve iktidarı kullanmanın" yani siyasetin yöntemlerinin sanatsal ifadesidir.”
Niccolò Machiavelli on beşinci yüzyılda yaşamış, İtalyan bir diplomat, filozof, yazar ve tarihçidir. Rönesans döneminde yaşamış olan Machiavelli, siyaset teorisi alanında önemli eserler vermiştir. En ünlü eseri "Prens", siyasi güç ve liderlik üzerine yazılmış bir kitaptır.
Prens, 1513 yılında yazılıp 1532'de yayınlanmış bir eserdir. Dönemin siyasi arenasında kendine bir yer bulmaya çalışan ve bir yandan ülkesinin kurtuluşu için çabalayan Machiavelli'nin, durumu düzeltebilecek yöneticilere imdat çağrısı olarak da yorumlanabilir. Ülke siyasi olarak parçalanmış durumdadır. Floransa, Venedik, Milano, Napoli Krallığı ve Papalık Devleti gibi çeşitli küçük devletler arasında bölünmüştür. Dağınık devletler birbiriyle sürekli savaş halindedir ve ek olarak dış müdahaleler de söz konusudur. Rönesans kültürel bir altın çağ olarak döneme damgasını vurur. Bununla birlikte ekonomik olarak güçlü bir İtalya söz konusudur. Machiavelli'nin yurdu olan Floransa'da ise Mediciler hüküm sürmektedir.
Machiavelli, belli başlıklar altında topladığı nitelikleri kitapta derinlemesine işler. Bir yandan geçmiş hükümdarlar hakkında olumlu -olumsuz eleştiriler yapar. Diğer yandan İtalya'yı siyasi olarak yeniden ayağa kaldırmak için nasıl bir gücün gerektiğinden bahseder. Nitekim, verdiği örnekler dünya çapında yönetimde etkili olmak için kullanılabilecek bir başvuru kaynağı niteliğindedir.
Machiavelli'nin düşünceleriyle ilgili en çok eleştirildiği nokta, "Amaç, aracı meşrulaştırır." algısıdır. Düşünür, bu yaklaşımıyla başarıya ulaşmak için her yolun mübah olduğu görüşünü ortaya atar ki, bu etik ihlaller doğurur.
Dönemin siyasi yapısını panoramik bir bakışla anlatması, geçmiş ve güncel -yazıldığı dönem için- İtalyan tarihi hakkında fikir vermesi açısından kayda değer bir eserdir. Kısa vadede
Machiavelli'nin bu eseri aslında nasıl yönetilmesi gerektiğini anlattığı kadar, insanlara nasıl yönetildiklerini de anlatmaktadır. Ve bu sebeptendir ki her dönemde düşünceleri ile "diri" kalmayı başarabilmiştir. Konusu bakımından oldukça zengin ve her cümlesi üzerinde düşünülmesi gereken bir eserdir. Machiavelli bu kitabında prensliklerin nasıl yönetileceği ve elde tutulacağı konusunu tartışmaya açmış ve başlıklar halinde ele alarak aktarmıştır.
Machiavelli, başlıklar altında bir prensin nasıl olması gerektiği üzerinde dururken aynı zamanda halklarında bu prensi nasıl kabul göreceği konusunda da bir takım yollar göstermektedir. Soydangelme prenslikleri elde tutmanın ve yönetmenin, yenilerine göre daha kolay olduğundan bahsetmiştir. Bunun sebebini de atadan kalma düzeni bozmamaya bağlamıştır. Şöyle ki, insanın alışkanlıklarından ibaret olduğu varsayımından yola çıkarsak eğer; halk var olan düzene alışmış ve bu düzenin bozulması ile küçücük bir refaha sahip olsalar bile bu refahında ellerinden gitmesinden korkmuştur. Prensin ise tebaasına karşı fazla şiddetli ve sert davranmaması sonucunda soydangelme prensliklerde prense karşı herhangi bir ayaklanma çıkmayacağını belirtmiştir. Küçük bir ihtimal dahi olsa da prense karşı çıkabilecek olan herhangi bir ayaklanmanın, gücünü istikrarlı ve kesintisiz bir biçimde devam ettirememesi durumunda, bastırılması fazla bir zaman almayacaktır. Machiavelli'ye göre yönetme ve elde tutma konusundaki asıl zorluk yeni bir prenslikte kendini gösterecektir. Özellikle prenslik tamamen yeni değilde bir başkasının parçası gibi ise (bu duruma karma prenslik adını verir) orada meydana gelecek olan değişikliklerin tüm yeni prensliklere özgü doğal bir güçlükten doğacağını savunmaktadır. Şöyle ki: İnsanın doğasında var olan, her zaman daha iyisini
PRENS İNCELEMESİ
Büyük bir başyapıt olan Prens'i incelemeden önce, büyük bir düşünür olan Machiavelliyi biraz tanımak gerekir: Machiavelli 1469'da bilinen bir sülalenin mensubu, avukat bir babanın oğlu olarak Floransa'da dünyaya gelmiş. Babasından belli ölçülerde hukuk bilgisi edindiği düşünülen Machiavelli daha çok otodidakt özelliğiyle karşımıza çıkar. 1498'de Floransa kent devletinin 'İkinci Sekreteri" seçiliyor. İkinci sekreterlik dönemin önemli devlet görevlerinden biri. Ancak günümüzde tam bir karşılığı bulunmamakta. Bu görev ona devlet yönetimiyle alakalı önemli bilgiler ve görüşler kazandırıyor. Machiavelli'nin yaşamış olduğu dönem ise İtalya'nın yer yer önemli kent devletçiklerinin bulunduğu, Papalığın gücünün değişkenlik gösterdiği, Cumhuriyetçilerin ve Prensliklerin de zaman zaman karşı karşıya geldiği ve diğer Avrupa devletlerinin de tehditler olusturabildiği, siyasi açıdan epey karışık ve çalkantılı bir dönem. Mecidiler yönetime geçtikten sonra Machiavelli'nin 'askı' işkencesine tabi tutulduğu ve daha sonra bir çiftliğe giderek inzivaya çekildiği bilinmektedir. Machiavelli bu günlerde iktidarla arayı düzeltmek amaçlı Prens'i kaleme almaya başlar. 1513'te 4 ayda bitirdiği eserini o dönemde tahtta olan 2. Lorenzo'ya sunmuştur. O dönemde 2. Lorenzo'nun bu eserle ilgilenmediği bilinmektedir. Bu eser 1532'de ilk kez basılmış ve günümüze kadar yerini korumuş. Osmanlı Sultanı 4. Murat'ın Prens'i çevirttiği ve ilgiyle okuduğu bilinmektedir.
Şimdi biraz da Prens odaklı konuşalım: Öncelikle Machiavelli, bir Prensliğin nasıl yönetilmesi gerektiğini, Prenslerin devleti nasıl ellerinde tutabileceklerini, Prenslerin kimlere karşı nasıl tutumda olması gerektiğini kendi döneminde kazandığı tecrübelerle yoğurarak, o dönemin tarihsel olaylarını da örnek göstererek
Prens, Niccolò Machiavelli’nin insan doğasını bütün çıplaklığıyla ele aldığı sarsıcı bir eserdi.
Kitabı okurken iktidarın yalnızca güç değil, aynı zamanda korku, zekâ ve strateji meselesi olduğunu hissediyorsun.
Machiavelli, dünyayı hayal edildiği gibi değil, olduğu gibi anlatmaya çalışıyor.
Bu yönüyle eser, yüzyıllar geçmesine rağmen hâlâ güncelliğini koruyor.
Özellikle insanların çıkar karşısında ne kadar değişebildiğine dair düşünceleri oldukça sert ama gerçekçi geldi.
Kitapta ahlak ile yönetim arasındaki çatışma sürekli hissediliyor.
Bazen bir filozofun değil, savaş meydanlarını görmüş soğukkanlı bir gözlemcinin konuştuğunu düşünüyorsun.
Dilindeki keskinlik ve doğrudanlık, metni daha etkileyici hâle getiriyor.
“Sevilmek mi korkulmak mı?” sorusu kitabın en unutulmaz tartışmalarından biri olarak akılda kalıyor.
Prens, yalnızca siyaset üzerine değil, insanın karanlık ve değişken tarafı üzerine de düşündüren güçlü bir klasik.
Mezar taşında "Hiçbir övgü bu adın büyüklüğüne erişemez" yazan Machiavelli, son çağın politik bilimini kurmuş ve bu bilime pratik mantığı sokmak suretiyle de felsefi bir özgünlük göstermiştir.Machiavelli hemen her devirde değişik dünya görüşüne sahip kişilerce göklere çıkartılan veya yerin dibine batırılan ama asla ilgisiz kalınamayan "diri" bir düşünürdür.Prens, işte böyle bir düşünürün, siyaset konusunda hangi ülkeden olursa olsun herkes için geçerli sayılacak kuramların işlendiği bir yapıttır. Machiavelli’nin en bilinen eseridir ve ‘makyavelizm’in temelini oluşturmaktadır. Bu düşünceye göre devlet hiçbir şekilde sorgulanamaz. devletin selameti ve başka birçok kişinin yaşaması için bir kişinin öldürülmesi gerekiyorsa öldürülmelidir. Asıl adı "de principatibus" olan ve yazarı niccolo machiavelli’nin ölümünden beş yıl sonra basılabilmiş politik analiz kitabıdır.
Kitabın giriş kısmında uzunca rehber niteliğinde Machiavelli’nin kısaca hayatından tutun, kitabı nasıl yazdığına, içinde bulunduğu Floransa’nın durumuna, komşu ülkelerin siyasi, politik durumlarına, kitabın yazıldıktan sonra nasıl bir yaklaşıma tabii tutulup iki yüzyıl boyunca yasaklandığına kadar kitabı anlamamızı kolaylaştırmak için birçok durumdan bahsedilmiştir. Eserinde prens nedir, kaç tip prenslik vardır, bunların artı ve eksi tarafları nedir sorularından başlayarak bir prensin dikkat etmesi gerekenler, taşıması gereken özellikler ile kaçınması gereken tüm davranışlar açıklanmış.
Eserin giriş bölümünde Machiavelli'nin de belirttiği gibi bu edebi bir eser değil ve sadece içeriği ile eserin değer görmesi için çok basit ve yalın bir dille yazılmış bir kitap.
Machiavelli'nin Prens kitabında 16. yüzyılın Ortaçağında, yeni bir düzen var, tek tanrılı din ve bunun etkisinde uzunca bir süre ilerleyen bir siyaset
Maccivella İtalya nın Prenslikler halinde yönetildiği zaman danışmanlık yapıyordu. Medici Prensin hamiliğine talip olur elinde bu kitap vardır ve kabul edilir. Kitap siyaset ordu devlet vb konulardır. En ilginç olanı siyasettir ki hala siyasetçiler bunu bir elkitabı olarak görürler. Yeni bir doktirin oluştur. Manifestosu ise " Başarıya giden heryol mübahtır." Yurtiçi yurtdışı siyasetle az biraz olsun ilgilenlere şiddetle önerilir
Niccolo Machiavelli ’nin Prens kitabı, yazıldığı bağlamı bilmeden ele alınamayacak bir eser. Yazar, siyasal yaşamdan dışlanıp sürgün edildiği dönemde kaleme aldığı bu kitapta, bir yandan Medicilere kendini hatırlatmaya, bir yandan da siyaset üzerine birikimlerini aktarmaya yönelir. Bu bakımdan eserin hem biyografik hem de tarihsel bir arka planı vardır. İtalyan Rönesansı’nın fikir dünyası, Machiavelli’nin gözlemleriyle birleşince ortaya yalnızca teorik değil, pratik önerilerle dolu bir siyaset kitabı çıkar.
Kitabın en çok tartışılan noktası, “amaç için her yol mübahtır” algısıdır. Bu ifade doğrudan Machiavelli’ye ait olmasa da onun düşüncelerinden süzülerek günümüze kadar taşınmıştır. Özellikle bizim ülkemizde, bu anlayışın nasıl sonuçlar doğurduğunu FETÖ örneğinde gördük. Bir ideali ya da amacı meşru göstermek adına her türlü ahlaksızlığı mubah sayan bu hareket, sanki Prens’i el kitabı gibi kullanmıştır. Burada önemli olan, Machiavelli’nin fikirlerinin bağlam gücüdür: söylediği her şeyi yalnızca bir soyutlama olarak bırakmaz, tarihsel örneklerle destekler, geleceğe dair öngörülerle besler.
Bugün ülkemizde siyasetçiler sık sık “ekonomiyi düzelteceğiz”, “terörü bitireceğiz” der; ama nasıl sorusunun altı hep boştur. Prens’in farkı da tam burada: bir fikir ortaya atıldığında, bunun nasıl yapılacağına dair somut yollar gösterir. Siyasetin yalnızca vaatlerle değil, yöntemlerle var olması gerektiğini hatırlatır.
Ahlak meselesi ise tartışmanın odağında yer alır. Machiavelli bu sorumluluğu doğrudan okura bırakır; prensin amacına ulaşmak için kullandığı araçların ahlaki olup olmadığına dair nihai yargıyı vermez. Ancak benim açımdan kitabın ahlaklı olmadığını ama son derece güçlü bir metin olduğunu söylemek gerekir.
Alımlama noktasında Rousseau, Hume ve Montesquieu gibi düşünürler,
Niccolo Machiavelli kendi döneminin önemli bir düşünürü olarak, yönetimleri tasnif eder. Bir prensin nasıl gücü elinde bulunduracağını, ne tür niteliklere sahip olması gerektiğini aydınlatıcı ve bir o kadar da yol gösterici fikirlerle işler.
Eserini dönemin hükümdarına sunduğunda eserindeki saptamalar hükümdar tarafından beklediği gibi karşılanmamıştır. Buna rağmen, Machiavelli bu düşünce ve fikirlerinden vazgeçmemiştir. Eseri günümüze ulaşıp birçok noktada günümüz liderlerine ışık tutması, Makyavel'in eserinin tartışmasız kalıcılığını ve evrenselliğini gözler önüne sermektedir.
“İnsanları değiştirmeye çalışmayın. Onları olduğu gibi reddedin.”
PrensNiccolo Machiavelli
Niccolò di Bernado dei Machiavelli (3 Mayıs 1469 - 21 Haziran 1527), tarih ve politika biliminin kurucusu sayılan Floransalı düşünür, devlet adamı, askeri stratejist, şair, oyun yazarı. İtalyan Rönesans hareketinin en önemli figürlerindendir.
En ünlü eseri Prens'te, politik yazının tarihinde ilk kez iktidarın alınışı ve korunması gibi bir sorunu dinsel ya da ahlaki kaygıları dikkate almaksızın kendinde bir amaç olarak inceledi.
Tüm yaşamı boyunca İtalya'nın birliği ideali için mücadele verdi. Fikirleri politik yazında olduğu gibi yaygın düşünüşte de giderek büsbütün olumsuz ve ilkesiz bir politik hırsın anlatımı olarak görüldü, "Makyavelizm" terimi bir düşünce sisteminden çok "amaç için her yolu mübah gören" politikacının tutumunu anlatan suçlayıcı bir sıfat haline geldi. Yine de Diderot, Rousseau, Fichte ve Hegel gibi büyük düşünürler Machiavelli düşüncesinin olumlu yönünü açığa çıkarmaya çalıştılar. Hegel'e göre "Machiavelli'nin gayesi, yani İtalya'nın bir devlet mertebesine çıkarılması, bu yazarın eserinde tiranlığın haklı gösterilmesinden ve muhteris bir despot için imal edilmiş altın yıldızlı bir aynadan başka bir şey görmeyen bütün görme özürlülerce anlaşılamadan kalmıştır." Hegel O'nun yöntemini şöyle özetler: "Kangren olmuş uzuvlar lavanta suyuyla iyileştirilemez.".
Kaynak: tr.wikipedia.org/wiki/Niccolò_Machiavelli