Adı:
Prens
Baskı tarihi:
1 Ocak 1999
Sayfa sayısı:
142
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789757787235
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Anahtar Kitaplar
Mezar taşında "Hiçbir övgü bu adın büyüklüğüne erişemez" yazan Machiavelli, son çağın politik bilimini kurmuş ve bu bilime pratik mantığı sokmak suretiyle de felsefi bir özgünlük göstermiştir.Machiavelli hemen her devirde değişik dünya görüşüne sahip kişilerce göklere çıkartılan veya yerin dibine batırılan ama asla ilgisiz kalınamayan "diri" bir düşünürdür.Prens, işte böyle bir düşünürün, siyaset konusunda hangi ülkeden olursa olsun herkes için geçerli sayılacak kuramların işlendiği bir yapıttır.
160 syf.
·3 günde·8/10
Gelirleriyle çocuklara kitap hediye ettiğim YouTube kanalımda İtalyan Edebiyatı'na başlangıç yapabileceğiniz kitap önerilerimden bahsettim: https://youtu.be/nTxrw0TosEg

Bir prens kimdir ve bir kişinin prens olduğunu nasıl anlayabiliriz başlangıç setine hoşgeldiniz...

Bir prens ile karşı karşıya olduğunuzu anlayabilmeniz için neler gerektiğinden bahsedeceğim size. Öncelikle her türlü ahlak yasasının hiçe sayıldığı bir siyaset anlayışı içinde yaşamanız gerekiyor. Dürüstlükten yoksun bir siyaset ve siyasette amaca ulaşmak için her tür aracı meşru sayan görüşlerin içindeyseniz siz de kolaylıkla bir prens ile karşı karşıya olabilirsiniz. Bilinç maskelerinizi ve sorgulama dezenfektanlarınızı hazır tutun.

Bir prensin, israfı ve savurganlığı eleştirip, kocaman bir saray yapmış olması gerekir. Hatta ve hatta bir kişi “Bir tarafta açlık ve yoksulluk, bir tarafta şatafat varsa burada bir sorun var demektir” demişse o kişinin prens olma ihtimali çok fazladır. Prens dediğin açıklamalarında ve davranışlarında çelişkili olmalıdır. Bir gün dediğiyle diğer gün dediği tutmayabilir, bu da gayet doğaldır. Zira bir prens, kafasının içindekileri halkın tepkisi en az olacak şekilde söyleyebilmek durumundadır. Aksi takdirde iktidarı sarsılabilir. Çünkü önemli olan halkın esenliği değil, iktidar istikrarı ve kurulu hırsızlık düzeninin ne olursa olsun sürebilmesidir.

Bir prensin ve görevlilerinden birinin, kul hakkı yemiş olma ihtimali bu dünyada bulunan her şeyden çok daha fazladır. Karınlarını kul hakkıyla doyuranların, karınlarını alın teriyle doyuranları pek de önemsediği görülmemiştir. Hatta eğer sağlam bir işe girmek istiyorsan o saraylarda bir adamının olması gerekir. Zaten saraylar da dalkavuklarla doludur ve diploma ya da bilgiyle değil selam ve dua ile işe girebildiğin bir düzen içindesindir. Eğer çevrende bütün bunların olduğu bir sistem varsa, bir prens ile karşı karşıya olma ihtimalin çok yüksektir.

"Devlette ortaya çıkan hastalıklar önceden görüldüklerinde çabuk iyileştirilirler ama bu hastalıkların görülmemesi ve herkesin görebileceği şekilde büyümelerine izin verilmesi durumunda artık herhangi bir tedavi söz konusu olamaz." [s. 46]

Koronavirüsten tehlikeli olan hastalık nedir bilir misiniz? Onun adı devlet hastalığıdır. Peki bu devlet hastalığının belirtileri nedir derseniz, birkaçını sayayım... Eğer bir devlette ayakkabı kutuları, hırsızlık, ekmek yemekten çok kul hakkı yemek, diğer ülkelere verilen Everest'ten yüksek gözdağı, eskiden yanında kanka olduğun adamı şimdi terörist ilan etmek, polis şiddetini eleştirip iç güvenlik yasası çıkartmak, liyakatsizliği ülkenin her yanına homojen bir şekilde yaymak, insanların kimliğine değil oyların kimliğine önem vermek, ulaşılamayan köy okullarını değil ulaşılabilen saray elektriğini ve masraflarını daha çok düşünmek, örgütlerle bağlantılı adamlarla yan yana oturup örgütün dağa kaldırdığı otobüslere seyirci kalmak, zaten görevi olup da yapması gereken şeyleri ekstra bir şey yapmış gibi göstermek, halkı işsizlikten ve geçim sıkıntısından kırılıp can güvenliğinin peşindeyken çeşitli kanalların ihalesini yapmak, torunu iki parça olup çuval gibi dikilenler varken gamsız bir şekilde torununu kucağına alıp sevebilmek daha önemliyse o devlet hastalıklıdır.

Tedavisi artık söz konusu olmayan bir hastalıktan o bölgenin başında bir prens bulunduğunu anlayabilirsiniz. Bu hastalık, herkesin görebileceği ve işin acısı, pek çok kişinin göz yumacağı şekilde büyümesine izin verilmiş hastalıktır. Tabii çeşitli ülkelerin prensleriyle Machiavelli'nin prensi arasında bazı farklılıklar da vardır. Machiavelli geleneksel ahlak anlayışını reddedip laik bir etiği önerirken bazı ülkelerin prensleri ağızlarına laikliği almaktan korkar olmuşlardır. Machiavelli'nin prensi, bir dış gücün onayını gerektirmiyorken, bazı ülkelerin prensleri için bir dış gücün onayı olmazsa olmazdır. Bu dış güçlerin kimler olduğunu öğrenmek isterseniz "Eyy" ile başlayan cümleleri takip edebilirsiniz. Dış mihrakların ya da üst akılların varlığı olmadan o prenslerin varlığından da bahsedilemez.

Bugün size bir prensi nasıl tanıyabileceğinize dair çeşitli yollar gösterdim,

Selam ve dua ile...
128 syf.
Niccolo Machiavelli, Prens kitabını yazdığı dönem "ahlaksızlıkla" suçlanmıştır. Okuyan çoğu insan da bunu düşünebilir. Çünkü siyasetle ilgili "zafere giden yolda her şey mübahtır" mantığını savunuyor. Bu ahlaksızlık ve bencilce geliyor ama siyasetin veya iktidarın yegane ahlakı iktidarda kalmak ve bunun devamını sağlamaktır görüşünde. Çoğu siyasetçinin başucu olabilecek nitelikte bir kitap. Makyevelizmi daha iyi anlayabilmek için bu kitabı okumak istedim. Ama çok daha fazlasını bulduğumu düşünüyorum. Tavsiye ederim.
150 syf.
·8 günde·Puan vermedi
Amaç uğruna her şey mübah mıdır? Amacın ulviliği yapılan ahlaksızlığı örtmekte yeterli midir?
Ahlak ile siyaset yanyana gelebilir mi?
Ahlak ile yakalanamayan siyasi başarı, ahlaksızlık ile yakalanabilir mi?
Peki, amaç için her şeyi mübah görenlerin asıl amacı, kendi hükümranlıklarını korumak mı yoksa halkın refahını düşünmek mi? Makyavel düşünce sistemi ve kafamda deli sorular…


Niccolo Machiavelli, dönemin yöneticisine ithaf olarak Prens'i yazıyor. Bir nevi nasihat ve siyasi rehber kitabı. Prens,  nasıl olmalı, kaç tür prenslik var, prensliğin yapıları, hangi prenslik daha uzun ömürlü olur gibi yönetime dair bir çok konuda görüşünü paylaşıyor. Prens denildiği için aklınıza Kralın oğlu olan prensler gelmesin. Sanırım Machiavelli, Prens'i iktidarda olan herkes için genel bir tabir olarak kullanıyor. Yani ona göre Padişah da prens, Kral da prens, Papa da prens, Feodel liderler de prens…


Machiavelli, bu kitabı ile bizim alışageldiğimiz bazı tanımların dışına çıkıyor. Etik, ahlak, erdem gibi kavramların her birine bizim alıştığımızın dışında anlamlar yüklüyor.

“  Devletin yararına olacaksa prens acımasızlığa ve dürüst olmayan yollara başvurabilir. Ama erdem gibi, erdemsiz davranışlar da, kendi içinde bir amaç değil, amaca götüren birer araçtır. Prensin her eylemi, taşıdığı ahlaki değer açısından değil, devlet üzerindeki etkisi ışında değerlendirmelidir.”

Yani söz konusu devletin bekası ise yalancı olabilirsin, hile yapabilirsin, acımasız olabilirsin. Ahlak dışı olarak yaptığın şeyler de birer erdemdir, çünkü onlar seni amaca götüren birer araçtır. Amaç ne idi? Devletin bekası, halkın refahı?  Buradaki alt metnin ne olduğuna sizler karar verin.


Yine akıllı bir prensin erdemli gibi davranmasının uygun olacağını da söylüyor. Bu sayede halkın nefretini kazanmayacaktır. Machiavelli, yöneticinin halkın nefretinden kaçınmasını defaatle ikaz etmiş.
Her üç beş sayfada bir “Aman ha halkın nefretini kazanmayasın.” ikazları bir yerden sonra kulağımızda çınlamaya başlıyor. Buradan anlaşılıyor ki Machiavelli halkın nefretinden korkuyordu, rüzgarın esiş yönüne göre yön değiştirdiklerini düşünüyor ve buldukları yeni bir güç karşısında elbette nefret ettikleri yönetimi alaşağı etmek isteyeceklerini biliyordu.


“İnsanlar hakkında genelde denebilir ki, nankör, değişken, sinsi, tehlike karşısında korkak ve para canlısıdırlar; onlara iyi olduğun sürece seninledirler; daha önce de dediğim gibi, tehlike uzakta durdukça kanlarını, mallarını, canlarını, çocuklarını sana sunarlar, ama o aynı tehlike bir kez boy göstersin senden yüz çevirirler.''


Tüm bunları bildiği için bu konunun üzerinde fazlaca durmuş. Halkın nefreti kazanılmayacak, aynı şekilde sevgisine de ihtiyaç duyulmayacaktı. Bu ikisi de prens için tehlikeli şeyler. Doğru olan ise korku… Halk prensten korkmalı. Nefret ederlerse alaşağı etmek de isteyebilirler,  severlerse iyi, fakat sevgi üzerine iktidar kurulamayacağını, insanların iki yüzlü ve değişken olduğunu bildiği için, şartların ve talihin değiştiği bir dönemde sevginin pek tabii nefrete dönüşebileceğini düşünüyor ve iktidarın böyle gelip geçici bir zemin üzerinde ömrünün de kısa olacağını söylüyor. Dolayısıyla halk üzerinde oluşturulan korkunun, onları kontrol altında tutmanın en etkili yolu olduğunu söylüyor. Çünkü ipler Prens'in elindedir ve halkın vicdanına bırakmamıştır kendini.


“İnsanlar kendi iradeleriyle sevdikleri ve prensin iradesiyle korktukları için, bilge bir prens, başkalarının olanı değil, kendinin olanı temel almalıdır; yalnızca, belirtildiği gibi, nefretten uzak durmaya gayret göstermelidir.”


Yani anlaşılacağı üzere akıllı bir Prens işini şansa bırakmamalı, aklıyla ve gücüyle iktidarının selameti için uğraşmalı ve bunun için de ne yapması gerekiyorsa çekinmeden yapmalı. Yeter ki yaptığı eylem, iktidarını tehlikeye sokacak bir şey olmasın. Etikmiş, değilmiş ya da insancılmış, değilmiş bunların hiçbir önemi yok. Ne de olsa gaye amaca ulaşmak. Amaç ne idi? Halkın ve devletin ref..  ( kalbim sıkıştı, devamını getiremiyorum.)


Anlaşılacağı üzere kitap, sahtekarlığın, iki yüzlülüğün, hilekarlığın el kitabı. Ama kafamı kurcalayan bazı şeyler de var.  Jean Jaques Rousseau Toplum Sözleşmesi’nde Prens’i “cumhuriyetçilerin kitabı”, Machiavelli’yi ise “dürüst bir insan, iyi bir yurttaş” olarak nitelendiriyor, onun “krallara öğüt verir gibi görünüp halklara büyük öğütler” verdiğini belirtiyordu. Ön söz de denk geldiğim bu bilgi kitabı ve Machiavelli'yi daha ince sorgulamam için bir neden oldu bana ama yine de net bir kanıya ulaşamadım. Çünkü kitap zalim bir yöneticinin elinde şeytani güçlere dönüşebilecek potansiyele sahip.  Yine de dönemin İtalyasını göz önünde bulundurunca, ortaçağdan henüz çıkmış milyon tane şehir devletinin mantar gibi bittiği bir coğrafya. Bu da beraberinde kaos ve felaketleri getiren bir durum. Çünkü horozu çok olan köyün sabahı geç olurmuş. Sürekli bir kargaşa, değişen iktidarlar, sırtlara yenilen hançerler… Machiavelli'de böyle bir coğrafyada en azından istikrarlı ve güçlü bir devlet olsun diye Medici ailesine bu nasihatnameyi yazmış olabilir. Ya da tam tersi, onlara yaranmak için de yazmış olabilir. Yani demem o ki,  eğer bu kitap halis niyetlerle yazılmış ve yöneticilerin ipliğini pazara çıkarmak için, Machiavelli’nin, Medicilere yaptığı bir troll ise ben de kabulü vardır. Ha yok altında herhangi başka bir anlam barındırmadan, doğrudan anlaşılan niyet ile yazılmışsa Şeytanın Kitabı benzetmesini sonuna kadar hak ediyor.


Son olarak kitap gayet anlaşılır ve sade. Politik ve felsefik bir temaya sahip olmasına rağmen herkes tarafından kolayca anlaşılacak bir üslup ile yazılmış. Yalnız bir çok tarihi örnek ve gönderme var. Bu örneklerin geçtiği olayları bilmediğim için sıkıldım ve kitaptan kopmama sebep oldu. Bunun haricinde kendini okutturan bir kitap. Merak edip okumak isteyen olursa Makyavel olmayacağınıza güveniyorsanız okuyun derim. :)


Keyifli okumalar.
128 syf.
·3 günde·9/10
Kitap, Machiavelli'nin dönemin prensine hitaben yazdığı ve rapor niteliğinde bir eser.
Eserinde prens nedir, kaç tip prenslik vardır, bunların artı ve eksi tarafları nedir sorularından başlayarak bir prensin dikkat etmesi gerekenler, taşıması gereken özellikler ile kaçınması gereken tüm davranışlar açıklanmış.
Öncelikle eserin dilinden başlayayım... Eserin giriş bölümünde Machiavelli'nin de belirttiği gibi bu edebi bir eser değil ve sadece içeriği ile eserin değer görmesi için çok basit ve yalın bir dille yazılmış bir kitap.
İçeriğine gelecek olursak.. Her ne kadar "prenslerin el kitabı" tarzında olsa da aslında hem günümüz politikacıları için hem iş yerlerinde büyük ya da küçük gruplarda insan yöneten kişiler için hem de kişisel sosyal ilişkilerimizde kullanmak üzere çok güzel tüyolar mevcut. Etik anlamda pek çok noktada sorgulamaya açık bir kitap çünkü "başarıya giden yolda her yol mübah" ifadesi var. Ancak günümüzde yazılmış olan kişisel gelişim kitaplarından daha dürüst geldi bana. Çünkü günümüz kişisel gelişim kitapları toz pembe bir dünyayı baz alarak "iyi düşünün iyi olur" mesajı verirken çok da gerçekçi olmuyorlar. Öte yandan Prens, gayet kurtlar sofrası bir dünyada nasıl başarı olunabileceğini oldukça gerçekçi resmetmiş.
Bu önerileri yaparken de o dönemin (ve daha öncesinin) tarihi olaylarından da çokça faydalanmış. Tarih kitaplarında gördüğümüz "Fransa savaşı kazandı" gibi bir ibarenin altını doldurarak hangi ortamda neleri iyi yaparak bu galibiyeti elde ettiğini aktarmış. Bu bağlamda da aşarılı bir araştırma ve inceleme eseridir diyebiliriz.
Kitaba dair beni rahatsız eden tek bir nokta oldu o da "kadın" ifadesinin hakaret olarak kullanılması. Prenslerin "kadınsı özellik" taşımamaları konusunda çokça uyarı var. Ayrıca kitabın sonlarındaki "talih kadına benzer, gerekirse sopayla kontrol edilmeli" cümlesi tahammül sınırlarımı zorladı. Ancak 1500lü yılların kadın ve insan haklarıyla bugünün bilinci farklı... Dolayısıyla bu kitabı da öyle kabul ettim :)
150 syf.
·Beğendi·9/10
1990 da MFÖ tarafından seslendirilen Ali Desidero şarkısında ismi ismi geçen Machiavelli ,Siyasete giren herkesin ve iktidar sahiplerinin gücünü korumak için başvurduğu ve mutlaka okuduğu siyasi bir inceleme kitabı.Bana göre çok anlamlı bir sözünü hatırlatmak isterim;
Eğer bir millet iktidarda bulunan kişilerin şerefsizliğini , alçaklığını, hırsızlığını, yalnızca kendi siyasi görüşünden olduğu için görmezden geliyorsa, o millet erdemini yitirmiştir . Erdemini yitiren millet bir gün vatanını yitirir .
160 syf.
·1 günde·8/10
Niccolo Machiavelli'nin başarılı bir siyasi lider olmanın gerekliklerini anlattığı kitap.
Bir çok kılavuzluk edecek nasihatler vermiş olsa da bana Prensin halkın dostluğunu kazanmasının mutlak bir zorunluluk olduğunu, aksi takdirde zor günlerde ihtiyaç duyacağı bir destekten yoksun kalacağını nasihati birini hatırlattı :))
Rahmetli dirilip bugünkü liderleri görse büyük ihtimalle eserinle gurur duyardı . Eminim okuyan herkes için illa birilerini çağırıştıracak kitabın içeriği.
128 syf.
·5/10
Makyavelist düşüncenin kaynağı, 500 yıldır tartışılan ve halen malesef uygulanan fikirlerin bulunduğu kitap yazarın ölümünden 5 yıl sonra yayınlanmış(1532). O zamanlarda Floransa’da iktidarı eline geçiren Medicini’lere bir nevi yaranmak için yazılmıştır, zira yazarda erdem ve fazilet izine rastlamadığımdan hiç de yadırgamadım.

Yazara göre hükümdarın hükümdarlığını kazanması ve sürdürebilmesi için yapması gerekenler, karanlık ve ilkel ortaçağ düşüncesine göre sıralanmıştır. Bu gün de cahil halkların yönetiminde kullanılan bu yöntemler aslında çok basittir, şöyle ki: Güçe ulaşmak için her yol mübahtır, dini kullan ve en dindarı gibi görün, kahraman gibi görünmek için efsaneler uydur, düşmanlar besle sonra da yok et, herşeyi halk için yapıyormuş gibi görün ama kendin ve gücün için yap vs. ( Ne kadar tanıdık değil mi? )

Avrupa; yazarın çağında paramparça olmuştu, irili ufaklı derebeylikleri ve ülkelerden oluşuyordu. Rönesansla başlayan aydınlanma, çeşitli sanayi ve özgürlük devrimleriyle gelişerek demokrasi ve özgürlüklerin yaşandığı, insan haklarına saygılı ülkelerini doğurdu ve birleşme yoluna gitti. Bu gün ironik bir biçimde gelişmiş batı medeniyetlerini eleştiren yobaz doğululardan bir çoğu batıya yerleşmek ve orada yaşamak için her şeyi göze alıyor. Eğer yazar haklı olsaydı bu şekilde olur muydu?

Yazarın bahsettikleri cahil ve ilkel insanın yönetimi için gerekli kuramlardır. Asıl mesele halkın devlet için var olmadığı tam tersine devletin halk için olduğu, demokratik, insan haklarına saygılı ve hümanist bir yönetim şekli geliştirebilmek ve bu yolda çözüm yolları bulabilmektir. İlkel yönetim şekillerini birebir yaşıyor ve kötülüklerini her gün görüyoruz zaten.
160 syf.
·6 günde·Beğendi·10/10
Kitap deneme tarzında yazılmış. Yazarı yaşadığı yıllarda politakanın önde gelen kişilerinden biri. O zamandan günümüze pek birşey değişmemiş. Politik düşünceler hep yine aynı. Machıavelli kitabı ; o sıralarda İtalya prenslikler ile yönetildiği için, prense bir el kitabı,yol gösterici olması tarzında yazmış. Bazıları kitabı sıkıcı bulabilir ama ben yazarın politik zekasına hayran kaldığım için beğendim.
150 syf.
·Beğendi·Puan vermedi
Machiavelli, Prens adlı kitabını 1513 yılında Giuliono’de Mecidiye “başarılı bir prens olma klavuzu” olarak hediye etmek amacıyla kaleme almış. Prens kitabında; prensliklerin yapısı, Devlet içerisindeki Ordu sorunlarını, halk ile Prens arasındaki ilişkinin önemini ve genel olarak bir Prens’in başarılı olabilmesi için nasıl davranması gerektiğini anlatır. .
.
.
Kitap yayımlandıktan sonra çok ses getirmiş, o dönemdeki söylentilere göre medici yönetiminden önce bürokrat olan Machiavelli Prens’in gözüne girmek amacıyla kitabı kaleme aldığı söyleniyor.
128 syf.
·2 günde·9/10
Devrine göre muazzam bir eser.Yazar o kadar kanıtlayıcı ki makyavelizm gibi bir düşünceyi ortaya atıp temellendirmiştir.Hala da etkisi altında kalanlar vardır.(rte) Devleti yöneten prensin duygularına kapılmadan ve acıma duygularını bir kenara bırakarak devleti yönetmesi gerektiğini belirtmiştir. Gerektiğinde bir insanın devlet tarafından öldürülmesinin çok daha fazla insanın yaşamasını sağlayacağını belirterek prense öğütler vermektedir. Temelinde bu görüşlere paralel olarak başka bir bakış açısı da "Amaca ulaşmak için her türlü araca başvurmanın uygun olduğu." savıdır.
112 syf.
·4 günde·Beğendi·10/10
İtalya’nın Floransa kentinde doğan Machiavelli Rönesans döneminde yaşamış ve siyasal alanda aktif görev almış birisi. Floransa'da yaşadığı bu dönemde İtalya, askerî ve siyasal açıdan oldukça kötü bir durumda.1494'te başlayıp 1559'a kadar devam eden 65 yıllık yoğun bir savaş dizisi var. Fransa ve İspanya'nın İtalya toprakları üzerinde işgali ve savaşı söz konusu. Bu güçlü devletlerin işgali yetmezmiş gibi özellikle Venedik Cumhuriyeti ve Roma Papalık Devleti başta olmak üzere İtalya içerisindeki diğer güçlerde birbirleriyle çatışma halindeler. Herkesin çıkarları doğrultusunda birbiriyle savaştığı ya da birbirini desteklediği bu siyasi bölünmüşlük ortamı beraberinde iktidar kavgalarını ve ekonomik olarak çökmüş bir toplumu da ortaya çıkarıyor. Machiavelli bu kargaşayı sona erdirecek ve İtalya'da birliği, bütünlüğü sağlayabilecek bir hükümdar arayışındadır. Bu hükümdarı Medici ailesinden Lorenzo olarak görmüş ve bu eseri 1513 yılında ona ithafen yazarak önerileri doğrultusunda İtalya'yı ayağa kaldırmasını beklemiştir. Eser içerisinde hem o dönemdeki güncel olaylardan hem de tarihteki Roma, Yunan imparatorları ve Büyük İskender gibi hükümdarlar üzerinden örnekler veriyor. Türklerin eyalet ve ordu yönetiminden övgüyle bahsediyor. Eserin bir bölümünde de Türklere kafir diyor; dinime söven Müslüman olsa.

Machiavelli'nin yaşadığı ve eserlerini yazmış olduğu tarihten bu yana beş yüz yıl geçmesine rağmen fikirleri, siyasi alanda hala güncelliğini koruyor. Demek ki insan ve insan yönetiminde pek de önemli değişiklikler yaşanmamış uzun yıllardır. Machiavelli devlet yönetimini ve bir hükümdarın nasıl özelliklere sahip olması gerektiğini çözmüş ve bu eserinde, başarılı bir idare için gerçekçi yaklaşımlarla stratejik çözüm önerileri sunmuş. İktidarın nasıl oluşturulup korunacağı, hükümdarın egemenliğini halkı üzerinde ve diğer devletler üzerinde nasıl sağlayabileceğini anlatıyor.

Kitabın yazıldığı dönem ve o dönemde yaşanan insanca olmayan olaylar düşünüldüğünde, Machiavelli'nin, demokrasi ve insan haklarından söz etmesi beklenmemeli. Günümüzde, sunduğu önerilerin onda birini yapan hükümdara rahatlıkla faşist, diktatör diyebiliriz. Fakat bu öneriler o çağın çerçevesinde değerlendirilmeli.

Güzel bir tarih ve siyaset bilimi kitabı olduğunu düşünüyorum. İyi okumalar...
İnsanlar o kadar safdildirler ve anın gereklerine öyle kölece boyun eğerler ki, aldatan kişi, her zaman aldatılmaya hazır birisini bulacaktır.
Başkasının güçlenmesine neden olan kişi, kendi yıkımına yol açar; çünkü o güç, ya becerinin ya zor kullanmanın sonucudur ve güçlü hale gelmiş kişi için bu iki nitelik de kuşkuludur.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Prens
Baskı tarihi:
1 Ocak 1999
Sayfa sayısı:
142
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789757787235
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Anahtar Kitaplar
Mezar taşında "Hiçbir övgü bu adın büyüklüğüne erişemez" yazan Machiavelli, son çağın politik bilimini kurmuş ve bu bilime pratik mantığı sokmak suretiyle de felsefi bir özgünlük göstermiştir.Machiavelli hemen her devirde değişik dünya görüşüne sahip kişilerce göklere çıkartılan veya yerin dibine batırılan ama asla ilgisiz kalınamayan "diri" bir düşünürdür.Prens, işte böyle bir düşünürün, siyaset konusunda hangi ülkeden olursa olsun herkes için geçerli sayılacak kuramların işlendiği bir yapıttır.

Kitabı okuyanlar 6,1bin okur

  • Ebru
  • Rumeysa
  • Alican Aslan
  • Tuğba Maral
  • FatmaErarslan
  • Elif Betül
  • Emre Salih Cengiz
  • R. Levent Işık
  • Müge Uncu Gül
  • Şadan Çağlar

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%0.2 (4)
8
%0.1 (2)
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0

Kitabın sıralamaları