Büyük şairimiz Nedim'in şu soylu övünmesi hepimizin kulağına altın küpe olmalı: "Malumdur benim sühânım mahlas istemez." Kendi kendisiyle tutarlı, kendisiyle uyumlu her bireyin, her toplumun benimseyeceği bir yaşam ilkesidir bu. Aynı şey Atatürk'ün "Bağımsızlık benim karakterimdir" sözü için de geçerlidir. Sürekli başkasına öykünmek, hep başkası gibi olmaya çalışmak, evrende bize ayrılan yeri başkasına peşkeş çekmektir. Bundan daha zavallıca bir var oluş, hayır var olmayış düşünülebilir mi? Başkası gibi olmaya çalışırken harcadığımız çabayı kendimiz olmak için harcasak, kim bilir neler başarırdık.
Bilinçli Türk Bilge Kağan'ın "Kendine dön!" sözü, Delfi Tapınağı'nın kapısındaki "Kendini bil!" kadar önemli, peygamberce bir uyarmadır bize ve bizim durumumuzdaki toplumlara.
Sayfa 307 - Türk Dil Kurumu Yayınları·Kitabı okudu
Eski Osmanlı cemiyetinin son devrinde Türk yurdu, bir Ergenekon'du ki, bu ülkede örs ve ateş köşesinde unutulmuş uyuyor ve yol gösterici Börtecene ise henüz ufukta görünmüyordu. Bu cemiyette tekniksizleştirilmiş insan kudreti, bir taraftan mütehakkim tabiatın, diğer taraftan bütün teknik kuvvetleri elinde toplayan ve kendi haricindeki cemiyetleri hem maddeten, hem ruhen tereddiye mahkûm kılan ileri teknikli metropollerin tabiî ve esiri idi. Haşin insan kudretlerini işleyen ve onları istikametlendiren bir idealin, bir rehber fikrin ise böyle esir ve akim bir cemiyette yer tutması imkânı zaten mevcut değildi, Bunun içindir ki eski Osmanlı Türkiye'si son devrinde hem tekniksiz, hem mefkûresiz bir cemiyetti. 1908 inklâbından sonra bu ülkeyi şekillendirmek isteyenler, tekniği yine başka ellerde bırakıp, milleti sadece mefkure sahibi kılmak istedikleri için bunların cehdi, zayıf bir elde sert bir taşa çarpan kamanın sesi gibi etrafa dağılıyor, fakat taştan tek parça bile kopmuyordu.
Sayfa 274 - Türk Dil Kurumu Yayınları·Kitabı okudu
Kirazın derisinin altında kiraz
Narın içinde nar
Benim yüreğimde boylu boyunca
Memleketim var
...
Ressamım.
Yurdumun taşından toprağından şurup gelir nakışlarım
Taşıma toprağıma toz konduranın
Alnını karışlarım
...
içerisine insan kokusu sinmiş mısralara vurgunum
...
Şairim
Zifiri karanlıkta gelse şiirin hası
Ayak seslerinden tanırım
Ne zaman bir köy türküsü duysam
Şairliğimden utanırım
Sayfa 206 - Türk Dil Kurumu Yayınları·Kitabı okudu