‘’...Dünya kim?..Benden başka dünya var mı? Herkesin bi tek dünyası vardır, o da kendisi... Zekamız olmasa daha iyiydi. Otlar, hayvanlar, bulutlar ve kayalar gibi yaşamak bana daha saadet verici, daha yorgunluksuz, daha manalı geliyor...’’
‘’...Nasıl muhtaç olduğumuz havayı istemem demeye, mekan içinde bir yer işgal etmekten vazgeçmeye kuvvetimiz yoksa, bize verilen bir aşkı almamaya da iktidarımız yoktur...’’
‘’...Gözümüzü kör eden yedi renktir, kulağımızı sağır eden sesler, ağzımızı paslandırsan yediklerimiz, kalbimizi önce coşturup sonra durduran sonsuz koşmalarımızdan. Yüksek insan dışına değil, içine kıymet verendir.’’
Ellerinde dalgalanan flamalarla yol kenarında duran demiryolu görevlileri bu defa bez bebekler, cansız oyuncaklar gibi görünmüyordu gözüne, ortalığa saçılmış eşyalar değillerdi; orada bulunmaları onların kaderiydi, hayata karşı verdikleri kavgaydı, anlıyordu bunu.