Henüz Güzin ile Baha'nın 'Gençlik Başımda Duman - İlk Aşkım İlk Heyecan'ı patlatmadığı senelerdi. Gökben 'Şiribim Şiribom'u daha söyleyememiş, Anne Marie David 'a' ve 'o'ları yumuşata yumuşata 'Bir Pantâââlôn Bir Gôômleeek' diyememişti. Özay Gönlüm'ü tanısa tanısa Acıpayamlılar tanıyor, millet şarkı ihtiyacını akşam olup da Arap radyosu karışıncaya kadar transistörlü radyoların karşısına oturup Zeki Müren'le, Yaşar Özel'le, Mustafa Sağyaşar'la, türkü ihtiyacını Hacer Buluş'la, Nuri Sesigüzel'le, Yıldıray Çınar'la gideriyordu. ...
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Yalnızdı Gülsüm, ve Hüdai Ağa onun davetindeki ihtiyaç imasından ziyade samimiyete vurgundu.
"Gel!" Lafın güzelliğine bak.
"Ölüyorum, imdat!" dese o kadar dokunmazdı adama.
Başkalarının baktığı yerden baktığında başka bir hayat göreceğini bilirdin; eyvallah. Misal, dindarsan, hayatı sevap ve günahtan ibaret görürdün, obursan makarnadan, mantıdan, etli ekmekten. Ölsen başka bir şey göremezdin. İnsan olarak; hayatın boyunca sana 'DOĞRU' diye kaktırılan şeylerden ibarettin. Bu nedenle deliliğin de delilik olabileceğine pek inanasın gelmezdi. Normalin altı delilikti tıbba göre. Peki normalin üstü? O da delilikti tabii.
İşte bak, normalin üstünde saltanat sürecek adam, kendinden altta oldukları için deli deyip normallerle dalgasını geçecek, ama çoğunluk onu anormal göreceği için onun adı deliye çıkacaktı. Demek ki insan, çoğunluktan ibaretti.
Yakut, mine, zümrüt bana birdir kayalarla,
Bir gül dikeninden örülen taç neme yetmez..
Kâşâne, sedir, sırma, ışık onların olsun,
Bir köhne kitap, bir sarı kandil neme yetmez...
(ŞÜKÛFE NİHÂL)
Ölünceye kadar kör ve sağır sayılırdık. Rüya görmekte olduğunu bilmeyen, bu nedenle gördüğü her şeyi gerçek sanıp gücünün yettiği herkesi o gerçeklikte yaşamaya zorlayan bir insanın derin uyku hâli gibiydi yaşamak.