Zamanın akışının acımasızlığını her satırda yansıtan, Godotu bekler gibi sürekli bekleyen, konfor alanından çıkmayı istediği halde adım atmaktan cekinen, küçük işleri gözümüzde büyütüp aslında zamanın geçtiğini ve yaşamak tutkusunun azaldığını hissettiren benim için çok değerli bir kitap olan Tatar Çölü ile iyi ki tanıştım diyorum.
Ne zaman adım atmakta zorlansam kendime hatırlattığım kalemden cıkmam gerekliliği ile beni motive ediyor. Rahatsız eden su sesine alışmak istemeyip, godotu beklemeyip farklı yollara devam etmek gerekliliğini acı bir hikaye ile anlatan Dino Buzatti’nin akıcı hikaye oluşturuculuğu da ayrıca hoşuma gidiyor.