Ona yedi jilet aldım. Onları alırken de kafamda bu sözleri dönüyordu. Acaba on tane elli tane veya yüz tane alsam günlerini uzatabilir miyim, diye düşünüyordum. Çünkü elinde kullanılmamış bunca güzel Alman jileti varken insan nasıl ölür ?
Deden rüyanda görünmedi mi, diye soruyorum. Soruma anlam veremeden yüzüme bakıyor. Söyledim ya kedinin mama kabı bakımsızdı. Elbette ölüm böyle de görünebilir.
Erken olgunlaşma hali, çocuğun duygusal ihtiyaçlarının göz ardı edilmesine neden olur. Sonuçta çocuğun oyun oynama, kendisi gibi olma, içinden geldiği gibi davranma, belki de en önemlisi makul olmama hakkı elinden alınır.
“Bizim neyle ilgilendiğimizle, neye ihtiyaç duyduğumuzla, nereye, nasıl gitmek istediğimizle, neden hoşlandığımızla ilgilenen olmadığında, daha saygın olmanın, onay almanın, statüünün ya da ayrıcalıklı olmanın peşinden gideriz. Yalnızca kendimiz olmak, basit sıradan görünür bunun bedeli de kendimizden kopmak, ruhumuzdan uzaklaşmak olur.”
“Zor bir ebeveynle büyüdüysek, anne babamızın bir gün makul davranacağı beklentisi hiç bitmez, ama o gün de hiç gelmez. Zaten bunu kabul ettiğimiz gün de büyümeye başlarız.
Anne babayla hesap bitmeden ne öfke geçer ne de hayata yerleşmek mümkün olur.
Bazı anne babalar neyin nasıl yapacağını öğretir, bazıları da neyin nasıl yapılmayacağını.”