Dünyanın en analitik düşünen insanlarını kaderci insanlara dönüştüren, her zaman denklemin çözümsüzlüğü olurdu. Mantığın sınırları terk edilmek zorunda kalındığında sığınabilecek tek bir liman vardı. O da inançlardı. O yüzden adam sadece içindeki bir hissin peşinden gitmeye karar vermişti. Mantığının ne söylediğini de zerre umursamıyordu.
Elimizdeki en kıymetli şey olan zamanı, ihtiyacımız olmayan bir sürü eşyaya sahip olmak için kullanmak modern insanın laneti gibiydi. Temel ihtiyacı olmayan lüksleri hayatına sokup daha sonra o lüksler olmadan yaşayamıyordu insan. Modern zamanlar, lüks ihtiyacı temel ihtiyaca dönüştüren garip bir denklem kurmuştu adeta.