Burcu Boztepe

Burcu Boztepe
@Burcusenaa
Öğrenci
38 okur puanı
Ocak 2022 tarihinde katıldı

Burcu Boztepe

, bir kitap okudu
Puan vermedi·724 syf.·
27 günde okudu
·
2025 6. kitabı
Oğuz Atay
8.6/10 · 74,9bin okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Yarıda kalan bir sözün peşinden kimse gitmiyordu. Yanlış anladığı bir sözü hemen tekrar ediyorlardı. Demek, diyordu Turgut, kendi kendine, bu güne kadar gereğinden fazla vermişim. Almadıkları bir sürü Turgut vermişim onlara. Bu kadarıyla da idare edilebilirmiş. Eski Turgutlara acıdı. Yalnız ben yaşamışım o Turgutları demek. Ben, bir sürü Turgut’u kendime sakladığımı sanıyordum. Gene de fazla gelmiş onlara verdiğim. Ben de anlamamışım onları: ne onları ne de onların beni nasıl anladığını görmemişim aslında. Verdiğimle ilgilenmişim yalnız. Ne kadar kolay bağışlıyorlar kusurlarımı: dolayısıyla kendilerini. Neden birlikte yaşıyoruz? Bir anlam aramamalı. Anlam kadar insanın hayatını zehir eden bir kavram yoktur. İnsan akıllı bir görünüşle, en saçma sözleri bırakabilir çevresindeki insanların yarattığı boşluğa.
Sayfa 403·Kitabı okudu
1000Kitap
Öğle yemeği uzadı; sofraya, zamanla bir durgunluk çöktü. Önce, tabaklardaki yemeklerden bir usanma başladı. Sonra, sözlerde bir gevşeme, bir isteksizlik görüldü. Birlikte olmanın getirdiği heyecan eskidi. Söylenen sözler düşünüldükçe beğenilmemeye başladı. Bu nedenle yeni sözler için cesaret tükendi.
Sayfa 400·Kitabı okudu
Alıntı
İlk çekingenlikler ne kadar tatlıdır. Oysa insan, bu beceriksizlikleri bir an önce yenmeye çalışır. Bütün gücüyle büyüyü bozmak, buzları kırmak için uğraşır. Birlikte yapılan her yeni hareket de, istenmediği halde bu büyüyü geri getirir: insana yeni bir fırsat verir
Sayfa 391·Kitabı okudu
Edebiyat & Roman
… Halı gibi yumuşak, turuncu, sarı ve henüz ayağınızın altında çatırdamayan yapraklar. Temizlenmesi unutulmuş köşelerde, belki geçen sonbaharın unuttuğu yapraklar bile vardı aralarında. Ayakkabısının burnunu yaprakların içine sokarak yürüyordu. Değişik bir yaşantının tazeliğiyle yürüyordu. Birbirinden habersiz yaşantılar içinde olmak ne güzeldi. Daha önce bilinmeyen bir kapıyı çalmak, yeni bir sesi dinlemek, yeni yüzler görmek. Daha bilmediği ne odalar, ne insanlar vardı kim bilir o evde? Yeni imkanların heyecanı vardı. Bildiği sokaklardan yeni insanlarla birlikte geçiyordu. Ne güzeldi her zaman gidilen bir lokantanın tanıdık garsonlarını yabancı bir sesle, yeni dostların yabancılaştırdığı bir sesle çağırmak… kendini yenilemek: elbisenin üstüne sinmiş olan eski kokulardan, bakışlardan, seslerden, ilgilerden temizlenmek. Yeni yüzleri, yeni adlarla çağırmak. Yıpranmış ümitlerden taze ümitsizliklere kesiksiz bir geçiş…
Sayfa 390·Kitabı okudu
Alıntı