Keşke ömrüm boyunca ispermeçet yoğursam! Çünkü nice nice denemelerden sonra gördüm ki, insan elde edebileceği mutluluk kavramını pek yücelerde tutmamalı, biraz değiştirmelidir, hiç olmazsa. Mutluluğu kafamızda, hayalimizde değil de; günlük yaşantımızda, eşimizde, yüreğimizde, yatağımızda, soframızda, atımızın sırtında, ocağımızın başında, yurdumuzda aramalıyız.
#huzur
Zaten gerçek güç, güzelliği ve uyumu hiçbir zaman bozmaz; tam tersine, arttırır bile çoğu zaman. Ve her yüce güzellikte, büyüleyici bir dev gücü vardır.
Ben, derinliği olan hiçbir varlık görmedim ki, bu dünyaya söyleyecek bir sözü olsun. Geçimini sağlamak için, birkaç söz kekelemek zorunda kalır, olsa olsa.
Analık babalık bu işte. Büyüdükçe daha fazla konuşuyorsun, çocukluk konusu bitmiyor. Herkesin topu varken senin ellerini arkada kavuşturduğun yazdan kalma o resim, bir türlü aklından silinmiyor.
Hepimizin, bazen bir kokuyla bazen bir şarkıyla, ışınlandığımız anları var unutulmayan.
Sevincimizin taştığı, kalbimizin kırıldığı, korkudan ödümüzün koptuğu.
Ne okursak okuyalım, önlerinde saygıyla da eğilsek, o anlar onların. Hiçbir yerde yazmıyor. Dilerim, bu oğullar, bütün oğullar ve bütün kızlar kalplerindeki hazineye koşsun. Bizi de biraz boş versinler.
Suların her kabarışında ipi gevşetip çekerken, “ya işte böyle, canım dostum, ikiz kardeşim,” diyordum içimden. “Ama ne yaparsın? Bu balina dünyasında her birimiz tıpkı sana benzemiyor muyuz? Üstünde soluk soluğa uğraştığın bu dipsiz deniz, yaşamın ta kendisidir; bu köpekbalıkları düşmanların; bu kürekler dostların, ama bir yandan köpek balıkları, bir yandan da kürekler yüzünden başın belada zavallı delikanlı!”