Liderlik doğuştan kişide var olan bir yetenek mi yoksa sonradan öğrenilir mi? Kitap genel olarak sonradan edinilebilecek liderlerde bulunması gereken özellikleri açıklıyor ve anlatıyor, bazı insanlar doğuştan bu özelliklere sahip olsa da, eğer kariyer basamaklarını tırmanmak ve insan yönetimiyle ilgili faydalı özellikler geliştirmek istiyorsanız kitap size yön verecektir. Benim mesleğimle uzaktan yakından ilgisi olmamasına rağmen, bağlantılar kurup kafanızda benzeştirdiğinizde her türlü iş alanına uyum sağlıyor bahsedilenler. Kitap genelde şirketler ofisler vs. o tarzda bir ortam anlatıyor, ama her alanda geçerli faydalı bilgileri edinmek mümkün.
Özetle aklımda kalan bazı şeyleri merak edenlerle paylaşmak isterim:
* Çevre edinmek düşündüğünüzden çok daha önemli, derhal sosyal olmanız ve çevrenizde insan biriktirmeniz gerek.
*Empati. Karşınızdaki insanın fikirlerine değer verdiğinizi göstermeli ve kişilerin hem kendisine hem size güvenmelerini sağlamalısınız.
*Liderlik potansiyeline sahip insanları yetiştirmek, yardımcı olup yol yordam göstermek. Yeni yönetici olan biri etrafındaki başarılı çalışanları kendisine rakip olarak görebilir, bu yanlıştır. İzlemesi gereken yol tam tersine ona taşıyabileceğini düşündüğünüz sorumlulukları vererek hem onu geliştirmeye yardımcı olarak saygısını kazanırsınız, hem de sizin üzerinizdeki ağır yükleri dağıtarak, kontrol etmek ve yönetmek için daha fazla vakit elde edersiniz.
*Maymun kimin sırtında? Astınız size bir sorunla gelir ve sorunu (maymunu) sizin sırtınıza bırakıp oh çekerek uzaklaşır. Artık maymunla siz ilgilenmek zorundasınızdır. Kitap bu konuda nasıl yol izleyebileceğimizi ve herkesin kendi maymunuyla ilgilenmesinin mümkün olduğunu anlatıyor. İnsanlara problemleri kendilerinin çözmeleri gerektiğini öğretmeye çalışmak başta
“Ben tepeden tırnağa nasıl olsa yanmışım da ondan, Ahab Kaptan,” dedi Perth, bir an çekicine dayanıp durarak. “Ben yanmaz olmuşum artık. Yanık yerler bir daha yanmazlar kolay kolay.”
Ama hastaneleri ve hapishaneleri görmek istemeyen; mezarlıklardan geçerken adımlarını hızlandıran; cehennemden çok operanın sözünü eden; Cowper’i, Young’u, Pascal’i, Rousseau’yu zavallı hasta adamlar sayan; Rabelais’nin öğütlediği gamsızlığı ömrü boyunca yaşayıp, Rabelais’ye akıllı olduğu için keyifli diyen adam; mezar taşlarının üstüne oturmaya, o derin ve eşsiz Hazreti Süleyman ile birlikte yeşil ve nemli toprağı kazmaya layık değildir.