Buo

Anadolu'yu tanımak istersen, hemen bir kitapçıya koş, bir tane Bizim Köy al, çekil bir köşeye yutkuna yutkuna oku. Okuyup bitirdikten sonra da aynaya bakmayı unutma. Suat Taşer (Zafer gazetesi)
Reklam
Yakup Kadri Yaban'da, köy gerçeğine şöyle bir dokunacak olmuştu, kıyametler koptu, Türk köyüne iftira etti diye. Türk köyünü hálá: "Çoban kaval çalar, anın Hayatı şairanedir. Fısıldaşır, sükût eder, Bu bir güzel teranedir." gibi dörtlüklerdeki havayla düşünenler, bu memleketi tanımıyorlar; onun gerçekleriyle hallü hamur olmadıkça köyü bildiğimizi iddiadan, onun adına avukatlık etmekten vazgeçelim bari.
Yakup Kadri'nin, "Yazıklar olsun seni sevmesini bilmeyenlere ey gamlı ülke!" diye haykıran sesi çınlıyor kulaklarımda.
Sümerli Ludingirra'nın annesi için yazdığı şiir:
Annemin ikinci tanımını vereyim sana. Annem ufukta parlayan bir ışık, bir dağ maralı, bir sabah yıldızıdır. Değerli bir akik, Marhaşi'den bir topaz, Görkemli bir prens mücevheri, Neşe yaratan bir akik, Kalaylanmış bir yüzük, demirden bilezik, Bir altın çubuk, ışıldayan bir gümüş, Göz alan bir fildişi heykelcik, Mavi taştan bir zemin üzerinde yükselen alabastar bir melektir o. Annemin üçüncü tanımını vereyim sana. Annem mevsiminde yağmur, İlk tohum için gereken su, Bereketli bir bahçedir, lezzetli meyvelerle dolu, Kozalaklarla süslü bir köknar ağacı, Yeni yılda ilk ayın ürünü, Tarlalara bereket getiren bir su kanalı, Aranan en tatlı Dilmun hurmasıdır o.
Savaş
"Ruhumuzdaki kötülüğü en iyi biçimde açığa çıkaran başka bir oyun yok. Insanoğlu bu oyundan hiç vazgeçmedi, bundan sonra da vazgeçer mi bilmiyorum."