ikimiz de aile içinde gerilim yaratan bir duruma karşı tek bir “doğru” tepki yolu varmış gibi davranıp kendi adımlarımızı değiştirmeden, diğer insanın adımlarını değiştirmeye çalıştığımız bir dansa başlamıştık. sonuçta hiçbir şey değişmemişti.
kavga etmek ve suçlamak, kimi zaman bir yöne ya da diğerine doğru adım atmaya hazır olmadığımızda hem statükoyu korumak hem de statükoya başkaldırmak amacıyla kullandığımız bir yöntemdir.
Tamamen açık ve dolaysız bir yaklaşım benimsesek de, diğer insanlar kendi düşünce ve duyguları ya da değişmeyecekleri gerçeği konusunda daha açık ve dolaysız hale gelebilirler. Bu gerçekleri kabul ettiğimizde bize acı verecek seçimler yapmak zorunda kalabiliriz.
Yaşamımız pes etmekten ve idare etmekten ibaret kaldığında, başka insanların duygu ve tepkilerinin sorumluluğunu yüklendiğimizde, kendi gelişimimizi sürdürmek ve kendi yaşamlarımıza nitelik kazandırmak şeklindeki asıl sorumluluğumuzu feda ettiğimizde, ilişkiyi sürdürmek benlik sahibi olmaktan daha önemliymiş gibi davrandığımızda, öfke kaçınılmaz olacaktır.
Erkek kahramanlar inançları için savaşabilir, hatta ölebilirler; kadınlar içinse, kendi hakları adına kansız ve insancıl bir devrim yapmak bile lanetlenmeye yeter.