Halkın yaşayışını kendi haline bırakmışlar. Sanki bunları düşünmek hiç kimsenin görevi değilmiş gibi… Sanki ilk ve son defa olarak şöyle bir karar vermişler; “istedikleri gibi yaşasınlar. İyi bir şey olursa mutlu olsunlar. Kötü bir şey olursa, sabır ve dayanıklılık göstersinler.”
Halk her zaman ve her yerde sabırlı ve dayanıklı olmaya zorunlu bırakılmıştı.
Ne ekerseniz onu biçersiniz! Ne pişirirseniz, onu yersiniz! Eğer gençliğin ruhunu işlenmeyen bir tarla gibi kendi haline bırakırsanız, orada ısırganlar ve dikenler yetişir.