İşte ben de şeytanı düşmen saydığım için bütün savaşımı şimdiye kadar şeytana karşı yapıyordum. Ama memleketi saran şeytandan da daha kötü bir şey var ve kafası kesilmeden de ondan kurtulamayacağız.
Ben senin gibilerini çok gördüm. Siz bir şey sormazsınız; sadece şarkı söyler gibi bir hava tutturursunuz. Ne oluyoruz, nereye gidiyoruz? Ne anlamak istediğini sen de bilmiyorsun ya! Herkes yola çıkmış, bir yere gidiyor işte. Her yanda ölen bir sürü insan da var. Belki sen de biraz sonra ölürsün, ama hiçbir zaman bir şey anlamayacaksın. Senin gibi çoklarını gördüm ben. Sizler hiçbir şey öğrenmek istemezsiniz. Uyumak için kendi kendinize ninni söylersiniz. Ne oluyoruz diye...
"Düşündüm. Yalnız bu, düşünme değildi; düşünmekten daha derin bir şeydi. Tekvücut olunca nasıl kutsallaştığımızı ve insanlığı tekvücut olduğu zaman ne kadar kutsallaşacağını düşündüm. Ve kötü bir adamın lokmayı ağzına alıp da kaçıp gittiği, önüne geleni itip ardına geleni teptiği ve kavga ettiği zaman insanlığın ne kadar kutsallıktan uzaklaştığını düşündüm.
Dağılıp saçılmaya hazır, uyuyan bir hayat…Hepsi pasifti, fakat hepsinde de harekete geçecek araçlar vardı; hepsi de hareketsiz duruyordu, fakat hepsinde harekete katılacak mekanizma vardı.