Gazap Üzümleri, Büyük Buhran döneminde yoksulluğun ve adaletsizliğin insan hayatında açtığı derin yaraları anlatan etkileyici bir kitap. Steinbeck, Joad ailesinin zorlu göç yolculuğu üzerinden yalnızca bir ailenin değil, sistem tarafından ezilen binlerce insanın ortak acısını gözler önüne serer. Umudun açlıkla, çaresizliğin insan onuruyla nasıl başa çıkacağını gösterir.
Kitapta, açlık, çaresizlik ve belirsizlik içinde bile dayanışmanın ve paylaşmanın varlığı, güçlü bir şekilde işlenmiş. Toprak kaybı, ev kaybı, güven kaybı… İnsanların sadece mallarını değil, köklerini ve geçmişlerini de geride bırakmak zorunda kalmaları gibi hala yaşanmakta olan bu duyguları çok güzel yansıtmış.
Gazap Üzümleri, geçmişi anlatan bir roman olmanın ötesinde, günümüzde de geçerliliğini koruyan eşitsizlik ve göç temalarıyla okuması keyifli ve çok güzel bir kitap.
Ve ne zaman bir adım ileri atsan, sonradan biraz gerilersin, ama büsbütün geriye gitmezsin. Bunu göz önünde tutarsan... Her şey yoluna girer. Boş gibi görülse bile hiçbir eylem boş değildir,' derdi."
Ben, uğur ve uğursuzluk diye bir şey olduğunu sanmıyorum. Bu dünyada inandığım bir tek şey varsa, o da bir insanin başka bir insanin hayatına karışmaya hakkı olmadığıdır.