Buse

Güle güle Anadolu’nun yiğit Türkmen’i… Anadolu’nun derin kelamıydı… Bu topraklarda sözün hâlâ bir ağırlığı olduğunu hatırlatan nadir isimlerden biriydi Sırrı Süreyya Önder… Bu toprakların içli bir türküsü gibi hem ağıt hem de umuttu. Onun sözü, İç Anadolu’nun sarı bozkırından, Mezopotamya’nın bereketli toprağından, Dersim’in sisli dağlarından geçip gelirdi kulağımıza… Mekanı cennet olsun…
Reklam
Okuyun ve okutun:))
Yüzün diyorum bir bir bir bir, Yüzün diyorum iyi bir gün başlıyor. Çoktan durmuş gibi bir şeyler orda. Saatler durmuş, sesler durmuş, savaşlar durmuş. Ne geç kalma telaşı işçi duraklarında kadınların, Ne bir köpek havlaması sokaklarda, Ne de ölü bir çocuk sokulmuş fotoğraflara. Uyanmayı beklemiş sanki bir dağ yüzyıl boyunca, Boynunla saçların arasında. Yüzün bu âlemmiş de sanki Davud sana gelmiş, Musa sana, İsa sana. Salmışsın kendini bir hamağa yatar gibi maviyede. Gökyüzü sanki senden esinlenmiş, Zebur senden, Tevrat senden, İncil senden. Binlerce renge doğru koşmuş yüzün, Bilinmez renklere, çizilmez renklere. Yüzün adsız bir mevsimi kiralamış, Ne zemheriler gibi soğuk, Ne kavurgan yazlar gibi sıcak. Bir bulut kaçmış da göğünden, Sanki yüzüne konmuş. Yüzün, koca bir dünyayı Islatacak, ıslatacak, ıslatacak. İnsan ölmek için yaratıldı korkuya inanma, Ateşe inanma, suya, havaya inanma, Aşk bile ölüyor aşka inanma. Bir ceket al üstüne,
Şiir
Hem sanat hem de siyasi hayatı boyunca susturulmuş dillerin sesi, görmezden gelinenlerin gözü oldu Sırrı Süreyya Önder... Anadolu'nun vicdanı diri, kelamı derin yüreği oldu hep....Ne söylediyse inanarak ve yüreğinden söyledi... Sözleri çoğu zaman yasaklıydı belki ama duruşu net, mizahı keskin, sözün ustası ve mizahın direnişçisi oldu Sırrı Ağabey... Allah şifa versin inşallah...
"Bin sene de okusam, ne biliyorsun diye sorsalar; haddini bilirim derim." Mevlana
Edebiyat