öncesi diyarbakır,o benim en esmer çocuğum
siverek, bir toz bulutu ardından kentsiz bir öpüş
urfa, simsiyah bir yaradır dualar dökülür eteklerinden
silvan, ipek yoludur ışık çalar diyarbekir gecelerinden
hazro, bir unutuştur; lice'ye güven olmaz, o hep illegal
çınar'ı ben anlatamam; gidip sorun o kendini anlamış mı?- ergani, yaslı anılar ilçesi ve tarihin saklı mabedi
şırnak, terlidir ve kelepçelidir...
sav(ur)rulur...
patnos, vurulmuş, faili meçhul!
kurtalan, beton istiyor; topraktan ve demirden bıkmış!
siirt, üç dil konuşan bir koca köydür
batman, siyah kusan bir yetim
hakkari, bir ölüevi...
idil, bir ayağı cudi'de, göz göre göre.
baykan, bir tutam kaçak tütünle savrulur kahvelere...
saçlarımı hep kestim tutacak kadar kalmasın dedim çünkü bir başkaldırma ancak saçlarından tutulur
gölleri bölümlediler ve sonra suya gittiler çoğu
babalar hep perşembe, anneler hep cuma olur
Turgut Uyar
Ölenin ardından sosyal medya hesapları bir süre yaşamaya devam ediyormuş ama sonra vasisi tarafından anıtlaştırılıyor ya da silinebiliyormuş ya da ölenin seçtiği birisi tarafından yönetilebiliyormuş, bazıları da ölüm belgesi talep ediyormuş, kendiliğinden silinenler de oluyormuş hareketsiz kalınca.
Babam öldükten sonra anam iki kere öldü sanki. Birinde mezara koyarken babamı, birinde döndüğünde yanımıza. Nefes alıp veriyordu da yanımızda değil başka bir dünyada gibiydi.
Hem sanat hem de siyasi hayatı boyunca susturulmuş dillerin sesi, görmezden gelinenlerin gözü oldu Sırrı Süreyya Önder... Anadolu'nun vicdanı diri, kelamı derin yüreği oldu hep....Ne söylediyse inanarak ve yüreğinden söyledi... Sözleri çoğu zaman yasaklıydı belki ama duruşu net, mizahı keskin, sözün ustası ve mizahın direnişçisi oldu Sırrı Ağabey... Allah şifa versin inşallah...