Dostoyevski, dostlardan başkasına anlatılmayacak şeyler vardır, diye yazıyor; hatta bazıları dostlara bile anlatılmamak; bunların arasında bir de insanın kendisine bile anlatmaması gereken şeyler var! Bunlar, kesinlikle Josef’in asla kendine bile anlatmadığı, ama içindeki volkanda kaynayıp kabaran lavlar.
“Ah, bunu benden iyi kim anlayabilir? Zaman zaman, var olan en yalnız adam olduğumu düşünüyorum. Dediğiniz gibi bunun, insanların varlığı ya da yokluğuyla ilgisi yok, üstelik yalnızlığımı elimden aldıkları halde gerçekten benimle olmayanlardan da nefret ederim.”
“Ne demek istiyorsunuz Friedrich? Sizinle nasıl olmazlar?”
“Benim için aziz olan şeylere değer vermeyerek! Bazen yaşamın o kadar içini görebiliyorum ki birden doğrulup çevreme baktığımda kimsenin yanımda olmadığını, bana eşlik eden tek şeyin zaman olduğunu görüyorum.”
Hiç öfke duymuyor! Birinin onu incitmesinden bu kadar mı korkuyor? Kendisi olmaya cesaret edememesinin sebebi bu mu? Neden yalnızca küçük mutlulukların peşinden koşuyor? Ve buna da erdem diyor. Bunun asıl adı, korkaklıktır!