Çünkü ahlaklılık, hakkın vicdanlarda hapis olmayıp ancak hareketlerimizde tecellisi ile mümkündür. Ancak o zaman insanla Allah’ın terkibi olur. Bu anlamdadır ki, ayı bir elime güneşi diğer eline verseler de davasından dönmeyen peygamberler, kendisini dara çekenlere bile Allah’tan lütuf dileyen hallaclar, Çiğnerim çiğnenirim hakkı tutar kaldırırım diyen Akifler, milletin iradesine milletin kabesi olarak gördüğü yerde temsil ettiğine inanan Hüseyin Avniler hatta tevhid dini ile ne kadar alakası olduğu bilinmeyen fakat içindeki manevi bir sese kulak vererek tek başına Atina’ya canı pahasına karşı koyan sokratesler ve sıska vücudu ile büyük britanya yargıçlarına meydan okuyan Gandhi’ler bile topçuya göre hak hakikat ve ahlakın en büyük mümessilleri idiler.