“Çiçekli badem ağaçlarını unut.
Değmez,
Bu bahiste
Geri gelmesi mümkün olmayan hatırlanmamalı.
Islak saçlarını güneşte kurut:
Olgun meyvelerin baygınlığıyla pırıldasın
Nemli, ağır kızıltılar…
Sevgilim, sevgilim,
Mevsim sonbahar…”
“Sevgilim,
Yaş kemâlini buldu.
Bana öyle gelir ki
Belki bin yıllık bir ömrün macerası geçti başımızdan.
Ama biz hâlâ
Güneşin altında el ele yalınayak koşan
Hayran gözlü çocuklarız…”