Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
“Sonra biz gideriz. Kapanıp yazdığımız ne varsa yolumuz olur. Kalbimiz çoktan teşnedir uzaklara. Yalnızlığımızı harf harf dolduran insanlar ete kemiğe bürünür. Buğulu bir sabah ineriz, başka hayatların şehirlerine. Gece, bir iç sızısı olarak geçmiştir.”
“Bütün sözcüklerin gizini çözmüş de sesini verecek yer bulamadığı için her şeyi gözbebeklerine toplamıştı sanki. İncinmeyle anlamanın ebruli diliyle, dönüp gidiyormuş gibi bakıyordu insanın yüzüne. Sessizliğin çiçek açtığı bir yüzü vardı. Güneşin çekildiği ara sokaklardan dünyamıza yürüyen bir duyguydu, bize başkalarını düşünmeyi öğreten. Deniz dipleriyle dağ doruklarının gelgitinde bırakıyordu tüm çıkışlarımızı. Gülümsemesi sitem mi, saygı mı, küçümseme mi, bir şey çıkarmak zordu dalgınlığından. Hangi kapının önünde dursa, gizlenen bir yalnızlığı açık etmiş gibi bir pişmanlıkla kıvranıyordu. İncecik bir kar yağıyordu gözlerini her kaldırdığında, uzak mı uzak bir geçmişe. Hepimizi bembeyaz bir düzlükte yapayalnız bırakmıştı. Gözleri onurun rengiydi. Gövdesi yalnızca gövde değil, çoktan unuttuğumuz yakınlığın diliydi.
Kirpikleriyle konuşuyordu ve alnından yürüyen bulutlar gelip gelip yaşama sevincimize gölgeler düşürüyordu.”