Çaresizliğimi duyuyor, çaresizliği yenmek istiyordum. Dalgalarla boğuşulur, limanlar özlenir. Bir kuytu limanda demir atılır, fırtınanın dinmesi beklenir. Sonra yeniden rota çizilir, sonra yeniden demir alınır yola koyulunur.
Şimdi söyleyin ne gibi kitaplar istiyorsunuz?
Ben de bilmiyorum dedim.
Ah çok sevindim gerçek bir okur karşılığı, çok güzel, çok güzel, dedi. Sonra izin verin de sizin kitaplarınızı ben seçeyim.
Hiçbir şey söyleyemedim, ilk kez bir başkası benim için bir şey seçiyordu. Tanrım ne rahatlık! Seçilen kitap bile olsa
Buraya alıştığınızı söylemeyeceksiniz umarım, dedi müfettiş.
Hayır dedim. Bunu söylemeyeceğim. Bundan önceki yaşamıma nasıl alışmamışsam buraya da alışmadım. Hayır, söz konusu olan alışmak değil. Doğru söylediniz.