Efe unvanını almış tarihteki ilk kadındı.
23 yaşındaydı.
Anneydi, iki kızı vardı.
Eşi, Çanakkale'de şehit olmuştu.
Küpelerini satıp tüfek almıştı,
Yörük Ali efe'ye katılmıştı.
"Kemer belindir, çizme ayağın, börk başındır, mademki burası bizim vatanımız, bizde vatanın olmalıyız" diyordu...
Yörük Ali Efe'nin ilk başarısı, Malkoç baskınıydı. 100 kişilik Yunan karakolu hedef alınmıştı. Makineli tüfeklerle güçlendirilmiş kale gibi karakoldu. Malkoç deresi üzerindeki köprüyü koruyordu. İzmir-Aydın demiryolu, bu köprüden geçiyordu. Yunan lojistiği için hayati önemi vardı.
Aslında harekat planını albay Şefik yapmıştı.
Müfrezelerde altı subay vardı.
Subaylarda mor cepkenli zeybek kıyafeti giymişti.
Demiryolu köprüsünü havaya uçurmak için ayaklarına dinamit bağlanması gerekiyordu, zeybeklerin patlayıcı madde bilgisi yoktu, dinamitleri teğmen Zekai yerleştirdi.
Köprü imha edildi.
Yunan karakolu topyekün imha edildi.
Baskının şanı Yörük Ali'ye bırakıldı.
Malkoç baskını milat'tı.
Kuvayı Milliye'nin ilk yumruğuydu...
Yunan işgalinde yaşanan bu zorunlu göç trajedisinin, milli eğitim müfredatında asla yer almaması, neden yeralmadığı, gerçekten üzerinde düşünülmesi gereken bir hadisedir.
Ermeni tehciri üzerinde sayısız film çekilmişken, topluca imha edilmek üzere hedef alınan Türklerin bu zorunlu göçünün bir kez olsun filminin çekilmemiş olması, belgesel haline getirilmemiş olması, gerçekten üzerinde düşünülmesi gereken bir hadisedir...