Böyle yalancı dünyamızda ilk kez olmamak üzere Helena Sophia’ya karşı, güzellik bilgeliğe karşı, günahkarlık erdem’e karşı, her zaman iştahlı olan tende denetim altındaki güçsüz ruha karşı galip gelmişti ve zamanında Eyüp’ün o düşündürücü konuşmasında yakındığı gibi, yeryüzünde kötülerin rahatı yerindeyken iyiler zarar görmeye, hak yemeyenler gülünç duruma düşmeye devam ediyordu.
-Fakat ya aşk?
“Bugün, bir zamanlar sizi uzak diyarlara götürmüş olan tüm ideallerinize hâlâ sahip misiniz? Onları, zedelenmeden koruyabildiniz mi, yoksa bazıları yitip gitti mi? Yoksa sonunda zorla yüreğinizden sökülüp alındılar ve çamura fırlatılıp hedeflerinin peşinden giden binlerce arabanın tekerleği altında çiğnendiler mi? Yoksa hiçbirini kaybetmediniz mi?”
…ne var ki bu, bütün genç kızların hikayesidir, yumuşak başlılıkla katlanmasını bilenlerin hikayesidir, acı çektiklerini asla söylemezler. Kadınlar katlanmak için yaratılmışlardır. Kuşkusuz kaderleri böyledir, bunu erken yaşta öğrenirler ve neredeyse hiç şaşırmazlar, öyle ki bela çoktandır başlarında olsa bile varlığını kabul etmezler…
“Bence nöbeti atlattı. Tuhaftır, çocuklar bu hastalıklara karşı yetişkinlerden daha dayanıklı oluyorlar; henüz yaşanmamış hayatlarının gücü, ölümle mücadele edip onu yeniyor sanki. Neredeyse bütün çocuk hastalıklarında bu böyle: çocuklar bu hastalıkları yeniyor, yetişkinler ise onlara yeniliyor.”