"Yeryüzünde bir insanın ismi başka başka ağızlardan birçok defa söylenirdi elbet. Fakat bunlar çoğu zaman dilden gelen ve kulakta biten seslerden ibaret olarak kalırdı. Ama bazen öyle biri çıka gelir ve öyle bir zikrederdi ki bu ismi, hem söyleyenin, hem de işitenin içini titretirdi. Çünkü bu zikir dilde değil yürekte başlar, kulakta değil yine yürekte biterdi. Dilden azade olup onun getirdiği bütün kirlerden arınır saf bir kalp sesi olarak ve artık söyleyen ve işiten ayrımı da yapmadan, iki yürekte birden tınlayıp dururdu. Bir insanın ismi anlamına kavuşunca, ruhu da hayalet olmaktan kurtulur, mabedi olan bedenine çekinmeden yerleşir ve aynası olan gözlerde ışıldamaya başlardı. Her insana nasip olmazdı belki bu ama, buna kavuşmak biraz daha yaşamak demekti... Kaybetmekse biraz daha ölmek..."
"Hiç düşündün mü bir insan bir yemekten neden nefret eder ya da onu çok sever? Çünkü o yemekle ilgili muhakkak bir hatırası vardır. O lezzeti her tattığında o hatırayla birlikte, hatıranın hissi de yeniden uyanır. Unutma: Lezzet ağızda başlar ama zihinde biter."