"Bağıramıyorsun bile değil mi?" dedim dişlerimi sıkarak.
"İçin yanıyor, parçalanıyorsun ama bağıramıyorsun bile. Nasıl bir çaresizlik, öyle değil mi? Hareket bile edemiyorsun, kaçamıyorsun benden. Dinsin istiyorsun ama dinmiyor. "
"Giray," dedim ve yutkunduğumda kalbimde büyük bir yangın vardı. Elim kalbime doğru gittiginde elim artık titriyordu, eskisi gibi değildim. "Burada çok büyük bir yangın var," dedim beni anlamasını umarak. "Öyle bir yangın ki sanki içten içe kavruluyorum ama dışarıdan hiçbir şey yok. Her baktığım yerde onu görüyorum, kendime dokunduğumda bile onu hatırlıyorum, o bana sol elimi sevdirdi, sol elimi bile görmek istemiyorum. Sanki öldüm,sanki bende öldüm ama bedenim hala bu dünya üzerindeymiş gibi hissediyorum."
"Yaşayacakmışsın gibi ama ölüyorsun,"
"Tam da şu an benim hissettiğim gibi. Yaşıyorsun ama birazdan öleceksin, kalbin duracak ama gözlerin açık. Öyle değil mi? Bak böyle bir his işte, anlıyorsun değil mi beni? "