İnanmak, ya çok üstün, kendi kendini kül edecek kadar üstün bir akıl dâvasıdır; yahut, yarı yolda bangır bangır iflâs eden aklın her türlü desteğinden mahrum, fakat gizli bir ruh feyziyle gâyesini sezmiş ve fikir kargaşalığından kurtulmuş sâf ve basit adam işi..
Bir gazâ dönüşü Resûlullah Efendimizin ashabına şöyle dediği rivayet edilir, "Küçük cihattan büyük cihada döndük."
Büyük cihadın ne olduğu sorulunca, Efendimiz sinesine işaret ederek, "Nefsimizle olan mücadelemiz," buyurmuştur. "Savaş meydanındaki mücadelenin bir başı ve sonu vardır. Halbuki nefsle olan savaş asla bitmez.”
Bunların buyrulduğu zaman ve mekâna dikkat ettiğimizde, bunun hususen nasıl mükemmel bir irşat olduğu anlaşılır. Müslümanlar, daha çok askeri, süvarisi, daha iyi donanımı, daha iyi zırhları ve silahları olan Mekkelilere karşı bir mücadeleden dönmüşlerdi. Fakat iman, fedakârlık ve Allah'ın lütfuyla kazanmışlardı. Bitkin bir şekilde dönmüşlerdi ve fakat muzafferdiler. Tam o sırada Peygamber Efendimiz, "İşte şimdi daha büyük bir savaşa gidiyoruz!" buyurmuştu. Nefslerine hitap ediyor ve onları, manevi gayretlerin dünyevi başarılardan daha önemli olduğu konusunda ikaz buyuruyordu. Safer Efendim şöyle demişti, "Dış dünyada gerçekleşen savaşlar, içimizdekilere kıyasla birer hiçtir."