Anlıyorum ki hiçlik yoktur.Elimizin altındakiler değişip duruyor.Dokunup sevdiklerimizi götürüp beş on kürek toprağın altına bırakıyoruz, geçirdiğimiz zamanlar bir elbise gibi sırtımızda duruyor.
İçimiz bir dolap değil ki açıp bakalım.Açıp gösterelim.Yine de anlatıyoruz ama.Biz farkedince eşyaların arasına gizlenmeye çalışan bir böceğe benziyor anlattıklarım.Eşyayı kaldırınca kımıldamadan durduklarını görürsünüz.