İnsanın aniden yaşlandığı veya bunu aniden öğrendiği bir an vardır. Muhtemelen böyle anlarda panik içinde uzaklarda yok olan geçmişin son vagonunun ardından koşarsın. Geçmişin bu çekimi hem insanlar hem ülkeler için aynıdır.
Çin edebiyatından ilk kez bir kitap okuma fırsatı buldum. Yazar çocukken de büyük bir kuraklık yaşadığı için belki de, kuraklık bu kadar güzel anlatılmış kitapta. Kuraklık betimlemelerinde insan oradaymış gibi bunalıyor gerçekten.
Köpek ve adam arasındaki bu vefa ve fedakarlık okurken gerçekten kalbimi ısıttı. Kitabın sonunda çok duygulandım. Bu denli bir fedakarlık akıl alır gibi değil. Doğanın insan geleceği için önemini çok güzel anlatmış kitap. Kısa ve okunmaya değer bir kitap.
Benden size bir nasihat, çocukken bıraktığınız yeri uzun bir aradan sonra asla ziyaret etmeyin, asla. Değiştirilmiştir, zamandan arındırılmıştır, terk edilmiştir, hayalet gibidir.
Orada. Hiçbir şey. Yoktur.
Geçmiş çürür mü, yoksa plastik poşetler gibi neredeyse hiç değişmeden etraftaki her şeyi yavaşça ve derinden zehirler mi? Bir yerlerde geçmişi geri dönüştürecek fabrikaların da olması gerekmiyor mu? Geçmişten geçmiş dışında bir şey yapmak mümkün mü? Ters yoldan, ikinci el de olsa, bir çeşit geleceğe geri dönüştürülebilir mi?