Busra Akkalayci

Busra Akkalayci yorumladı.
Sırrı Sakati cüneyd'e dedi ki: "İki gözüm nuru! Şimdiden sonra halka nasihat et." Cüneyd: "Ey dayı! Sen benim şeyhim ve mürşidimsin. Huzurunuzda söz söylemeye haya ederim" cevabını verdi. O gece Cüneyd Muhammed Mustafa (sav) Hazretlerini düşünde gördü. Buyurdu ki: "Ya Cüneyd! Sen benim ümmetlerime nasihat vermeğe layıksın. Ben sana düstur verdim. Vaz eyle. " Cüneyd uyandı. Sırrı sakati'nin yanına gidip rüyasını söylemeye vardı. Hazreti Sırrı onu gördü: "Ey kızkardeşimin oğlu ! Sen benim sözümle vaaz eylemedin, bari Muhammed Mustafa sav in sözüyle vaaz eyle" dedi. "Ey dayı ! Benim gördüğüm düşü ne bildin." "O gece ben de düşümde Hak Teala Hazretlerini gördüm: Ya Sırrı, kız kardeşinin oğlu Cüneyd senin sözünü ve meşayıhlar sözünü tutmadı, kullarıma nasihat vere. Artık, Muhammed Mustafa yı Cüneyd'in vaaz etmesini emretmeye vasıta kıldım dedi. " Bunun üzerine Cüneyd minbere çıktı. 40 kişiden az gelirse gine inerim dedi. Meşayıh ve ululardan kırk kişi hazır oldular. Hazreti Cüneyd mana deryasına daldı ve vaaza başladı. Kırk kişiden sekizi can verdi. Onların cenazesini götürdüler. Yirmi kişi dehşete düştü. Onlar da evini barkını terkedip, dağlara düştü.
Selamınızı iletemeden türbeden ayrıldım ama adınıza dua da bulundum orada Rabbim yar ve yardımcınız olsun diye. Sevgiler
Amin Allah razı olsun inşallah çok teşekkür ederim ❤️❤️
Reklam
Busra Akkalayci yorumladı.
Hayattaki en büyük pişmanlığınız?
Allah’a karşı verdiğim sözleri tutamadığım günler… yeterince şükredemediğim nimetler…
“Ey beden gemisinde uykuya dalan kişi, beden gemisini hareket ettiren suyu, yani ruhun seni hareket ettirdiğini anladın. Bir de suyun suyunu, yani ruhu da hareket ettiren ilahî iradeyi anlamaya çalış. Suyun bir suyu vardır ki, onu sürüp götürüyor; dağlardan derelere, ırmakları dolduruyor; onu çekip çeviriyor, denizlere doğru koşturup duruyor. Ruhun da bir ruhu vardır ki, onu hareket ettirir.”
Din
Nasıl bedenin ruhu varsa, ruhunun da bir ‘Ruhü’l-Kudüs’e bağlı olduğunu idrak edenlerden olma arzusu ile 🤲
“Şu hâle göre, halifelik ancak insan-ı kâmil için gerçekleşti. Allah, insan-ı kâmilin dış sûretini âlemin hakikatleriyle sûretinden, bâtınî çehresini ise kendi sûreti üzere inşa kıldı. Ve bu sebeple onun hakkında “Ben onun işitme ve görme duyusu olurum.” dedi. “Onun gözü ve kulağı olurum.” demedi. Şu hâle göre de iki sûret arasını ayırdı. Böylece de, o âlemdeki her varlıkta Hakk’ın tecellîsi, o varlığın hakikatinin istediği kadardır. “
Din
Demek ki her insan içsel motivasyonu kadar Hakkı yansıtır.