“Ey nefesi hoş Mesih, ey İsa nefesli İsa! Halkın verdiği meşakkatlerden, ızdıraplardan nasılsın? Dünyada yılansız define olmaz ki, ey İsa! Yahudinin zulmünden nasılsın? Ey Yusuf! Hileci ve hasetçi kardeşlerinle nasılsın? Sen gece gündüz bu azgın kavmin peşindesin, gece gündüz onların ömürlerine yardım edersin. Bu zulümlerin ateşi yüzünden senin gönlün yanar, kavrulurdu da, onlara öfkelenerek beddua edeceğin yerde daima “Yarabbi, sen kavmimi doğru yola götür” diye yalvarmadasın. Sen öd ağacı madenisin. Seni ateşe atsalar, bu dünyayı güzel koku ile, fesleğen kokusu ile doldurursun. Sen ateşte yanarak tükenen öd ağacı değilsin. Sen gam esiri olacak ruhta değilsin. Öd ağacı yanar, fakat öd ağacı madeni yanmaktan uzaktır.”