Busra Akkalayci

Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
“Senin nefs eşeğin kaçmıştır. Onu mücâhede kazığına bağla. O, ne zamana kadar insanlık ve ibadet yükünü taşımaktan kaçacak? İster 20 yıllık yol olsun, ister 30 yıllık, isterse 200 yıllık, ona sabır ve şükür yükünü yüklemek, ona bu yükü taşıtıp götürtmek gerek. Hiçbir günahkâr başkasının günahını çekmedi. Hiçbir kimse de ekmediğini biçmedi. Ekmediğini biçmeyi ummak ham tamahıdır. Ey oğul, ham bir şeyi yeme. Ham bir meyveyi yemek insana hastalık verir.”
Din
“Ey kendi aklını beğenen, aklına âşık olan, kendini şekle, sûrete tapanlardan üstün gören kişi. Şunu iyi bil ki senin duyguna vuran küllî aklın ışığıdır. Bu ışığı, bakır gibi olan duygularının üzerine iğreti düşen bir altın yaldızı bil de kendini üstün görme. İnsanlardaki güzellik iğreti bir yaldızdan ibarettir. Böyle olmasaydı, “Sevgilim” diye bağrına bastığın dostunun kocamış bir eşek gibi çirkinleştiğini görür müydün? O sevgili, bir vakit melek gibi güzel iken, şeytan gibi çirkinleşmiştir. Çünkü o güzellik onda iğreti olarak bulunuyordu. Ondaki güzelliği azar azar, yavaş yavaş aldılar. Nitekim bir fidan da, azar azar yavaş yavaş kurur gider. Git de, “çok yaşattığımızın gücünü kuvvetine alırız” âyetini oku. Aklını başına al. Gönle girmeye, gönül almaya bak. Ete, kemiğe gönül verme. Çünkü gönül güzelliği iğreti güzellik değildir. Seneler geçmekle onun güzelliği kaybolmaz. Onun iki dudağı senin için âb-ı hayat sâkisi olur. Aslında âb-ı hayat da kendisidir, sâki de kendisi, mest olan da kendisidir. Senin benlik tılsımın bozulunca her üçü de bir olur. Sen bu “biri birliği” kıyas yoluyla, yani “şöyle olursa böyle olur” demekle anlayamazsın. Ey kendini tanımayan kişi, saçma sapan şeyler söyleme. Kulluk et, iyiliklerde bulun da Allah’ın yardımı ile anlayasın.”
Din
“Güneşin ışığı duvara vurur, onu iğreti olarak aydınlatır. Ey temiz yürekli saf kişi, sen ne diye bir kerpiçe gönül verdin? Sen hiç sönmeyen nuru, ebedi olan güzelliği aslı ara.”
Din