Şair doğru dedi; fakat Yezid’in devri nerede? Bu facia ne vakit olmuş? Bu haber buraya ne kadar geç gelmiş! Körlerin gözleri bile o faciayı, o kötülükleri gördü. Sağırların kulakları bile Kerbela’da olanları işitti. Siz şimdiye kadar uyuyor muydunuz? Faciayı yeni mi duydunuz ki yas tutuyor, elbiselerinizi yırtıyorsunuz?
Ey uyuyakalanlar, ey gaflet uykusuna dalanlar! Hazreti Hüseyin’e değil, asıl siz kendinize yaş tutun. Hazreti Hüseyin’in ruhu, o Hakk’a mensup olan o yüce ruh, beden zindanından kurtuldu; ne diye elbiselerinizi yırtıyor, elinizi ısırıyorsunuz?
Hz. Hüseyin ve etrafında bulunanlar, dini müminin en ileri gelenleri, hükümdarları idiler. Onlar esirlik bağlarını kopardılar, zincirleri kırdılar. Onlar için matem değil; mutluluk, neşe, sevinç vakti geldi. Onlar tomruğu, zinciri koparıp attılar, devlet sarayına uçup gittiler.
Onların hâlinden zerre kadar haberin olsaydı bilirdin ki bugün, onların saltanat günü, güzellik günü, padişahların padişahı oluşu günüdür.