Busra Akkalayci

Gölgeni başımdan eksik etme. Kararım kalmadı; kararsızım. Ey selvinin ve yaseminin kıskandığı güzel, senin gamından uyku, gözlerimden bıktı; bîzar oldu. Layık değilim ama ne olur, bir an olsun bu dertlere düşmüş, gamlara dalmış bulunan değersiz kulunun hatırını sor. Yoklukta bir şeye layık olacak ne vardı ki? Lutfun, bu kuluna birçok kapı açtı. Kirli, uyuz bir avuç toprağı kereminle, lutfunla, ihsan şekline soktu. Sonra tuttu; duygu nurundan meydana gelen on kıymetli cevheri, inciyi, bu topraktan yaratılan varlığın koynuna koydu. Beş görünen duygu ile beş gizli duygu, cansız gibi sayılan meni ile birleşti; bunlarla insan hâline geldi. Ey ilahî nur, senin lutfun, senin ihsanın olmaksızın yapılan tövbe nedir? Bu tövbenin sakalına gülmek gerek. Tövbenin bıyıklarını teker teker yolmak gerek.
Din
Reklam
Haberin yoksa, yürü git; kendi hâline ağla, feryat et. Çünkü sen ahirete göçmeyi, dirilip haşrolmayı inkâr ediyorsun. Kendi yıkık gönlüne, yıkık dinine ağla, feryat et; çünkü senin gönlün, şu eski ve köhne dünyadan başka bir şey görmüyor.
Din
Şair doğru dedi; fakat Yezid’in devri nerede? Bu facia ne vakit olmuş? Bu haber buraya ne kadar geç gelmiş! Körlerin gözleri bile o faciayı, o kötülükleri gördü. Sağırların kulakları bile Kerbela’da olanları işitti. Siz şimdiye kadar uyuyor muydunuz? Faciayı yeni mi duydunuz ki yas tutuyor, elbiselerinizi yırtıyorsunuz? Ey uyuyakalanlar, ey gaflet uykusuna dalanlar! Hazreti Hüseyin’e değil, asıl siz kendinize yaş tutun. Hazreti Hüseyin’in ruhu, o Hakk’a mensup olan o yüce ruh, beden zindanından kurtuldu; ne diye elbiselerinizi yırtıyor, elinizi ısırıyorsunuz? Hz. Hüseyin ve etrafında bulunanlar, dini müminin en ileri gelenleri, hükümdarları idiler. Onlar esirlik bağlarını kopardılar, zincirleri kırdılar. Onlar için matem değil; mutluluk, neşe, sevinç vakti geldi. Onlar tomruğu, zinciri koparıp attılar, devlet sarayına uçup gittiler. Onların hâlinden zerre kadar haberin olsaydı bilirdin ki bugün, onların saltanat günü, güzellik günü, padişahların padişahı oluşu günüdür.
Din
Mümin nazarında bu gussa, bu dert hiç değersiz olur mu? Bir mümin, Hazreti Muhammed’i ne kadar çok severse, onun diğer can pâresi olan Şehîd-i Kerbelâ Hz. Hüseyin (radıyallahu anh)’ı da o kadar sevmesi gerekir. Müminin nazarında o tertemiz ruha matem tutmak, yüzlerce Nuh tufanından daha meşhurdur.
Din
Mümin nazarında bu gussa, bu dert hiç değersiz olur mu? Bir mümin, Hazreti Muhammed’i ne kadar çok severse, onun diğer can pâresi olan Şehîd-i Kerbelâ Hz. Hüseyin (radıyallahu anh)’ı da o kadar sevmesi gerekir. Müminin nazarında o tertemiz ruha matem tutmak, yüzlerce Nuh tufanından daha meşhurdur.
Din
Reklam